Acaba varlığını sınırlandıran çemberi kırmaya çalışan, tekneden atılan ekmek parçalarını kapmak için yapılan uçuşların ötesinde, uçmanın gerçek anlamını arayan bir martı var mıydı? Belki de kendisinden sonra sürünün yüzüne gerçekleri haykıran ve bu yüzden sürgüne gönderilen başka bir martı daha olmuştu.
''Uçmak, bir yerden bir yere ulaşmak için kanat çırpmaktan çok daha anlamlı bir olaydır. Sivrisinek bile uçar, salt kanat çırparak. Kör mü bunlar? Gerçek anlamda uçmanın yüceliğini görmüyorlar mı? Ne düşündükleri umrumda değil. Uçmak nasıl olur göstereceğim onlara! İstedikleri buysa tümüyle yasa dışı olacağım ve pişman edeceğim onları''
Sizler, kendinizi kanat uçlarınızdan tırnak uçlarınıza değin düşüncelerinizin sınırlandırdığı bir beden olarak görüyorsunuz. Oysa düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgürlüğe kavuştuğunu göreceksiniz.