Kadının gerçek bir adamdan beklediği şeylere dair bende hiçbir duygu belirtisi yoktu. İlk defa içimin öldüğünün tam olarak o sırada farkına vardım. Bir nehirde akıntıya kapılmış dümensiz bir tekne gibiydim. İçimde bir şeylerin öldüğünü hissediyordum, bir ceset gibi buz gibiydim. Ancak bozulmanın o iğrenç kokusu henüz duyulmuyordu ama azalan yaşamın umutsuzluğu, bedeni ölüme ve sonuç olarak da çürümeye götüren bir duygusuzluk hakimdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yeşil bahar manzarasının her bir yaprağının hatlarını bu kâğıdın üzerine çizebilirim ve şu an sonbaharda bile, kestane ağaçlarının çiçeklerinin o yumuşak ve polen yüklü kokusunu hala duyumsayabiliyorum. Bu yüzden bu hikâyeyi yazabilir ve o saatleri yeniden özetleyebilirim. Bunu onları unutma korkusuyla değil, yeniden canlandırmanın keskin hazzıyla yapacağım
O saatlerdeki seyrimi işaretlemek için ne hatıraya ne de köşe taşına ihtiyacım var. Bir uyurgezer gibi ister gece, ister gündüz olsun, o anıların içinde kendinden emin adımlarla ilerliyorum; yanılabilir entelektüel hafızamızdan çok yüreğimize hitap eden bir netlikle tüm önemsiz detayları görüyorum.