Buradaki ekinler sadece biz insanlar için değil, bütün canlılar için filizlenecek. Her canlı payına düşeni alacak. Biz insanlar doğanın sahibi değil ,yalnızca bir parçasıyız.Açgözlü olmamalı ,doğaya saygı duymalıyız.
Hayat toz pembe bulutlardan ,parlak ışıklardan, uçuk kaçık hayallerden ibaret değil.Gözümüze hoş gelmeyen ,canımızı acıtan tarafları da var hayatın. Ölüm var, yoksulluk var, hastalık var, sonra savaşlar var ,kötülük var .Var oğlu var. Ölüm var olduğu için hayatı daha anlamlı kılmaya çalışıyoruz.Kötülük var olduğu için iyiliğin mücadelesini veriyoruz. Ömrün boyunca hayatın bu tarafıyla hep karşı karşıya geleceksin. Hayatı daha anlamlı ,iyiliği daha üstün kalabilmek için mücadele edeceksin.
"Kedilerin en sevdiği vakit ,kuşluk vaktidir " demiş ve açıklamaya girişmişti abim ."Düşünsene, etrafta kedileri rahatsız edecek hiç kimse ,hiçbir gürültü yok ve yer gök kuş sesleriyle inliyor."
Rüzgar saçlarımızı tarayıp yanaklarımızı öperek geçip gidiyordu.Rüzgar bizim arkadaşımız ,yoldaşımızdı. Rasim abim bir keresinde böyle söylemişti. Yorgun ,bitkin olduğumuz anlarda tatlı bir esintiyle yüreğimizi ferahlatır, üzgün olduğumuzda yanaklarımızdaki gözyaşlarını kurutur ,kendimizi yalnız hissettiğimizde şefkatle saçlarımızı okşar, bir hapis hayatı yaşıyormuş gibi tutsak olduğumuzu düşündüğümüzde bize özgürlüğü hatırlatırdı. Rüzgar bir bilgeydi ve ona kucak açmak bizim vazifemizdi.