Davy Jones

Davy Jones
Oturmuş, ölümden yana bakarak vakit geçiriyorum...
DTCF - Sanat Tarihi
Ankara
1985
90 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar gönül hanesi Sen nasıl bu kadar yâr divanesi Sen nasıl bu kadar çerağı ömür Sen nasıl bu kadar inci tanesi Nurullah Genç
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Söylesene Vera, Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
Şiir
Geçtikçe daha da hızlanıyor zaman
Bugün okullar açılıyor. Bundan tam 35 yıl önce ilk okula başladığım o hafta yaşıtım arkadaşla köyden uzakta bir yerde oturup efkara gark olmuştuk. Dünya gözümüzde öylesine büyük, zaman çocuk dimağlarımızda öylesine sonsuzdu ki, 5 yıl (ilk okul o zamanlar 5 seneydi) öylesine uzun bir zaman gibi geliyordu ki ömrümüzün okul sıralarında çürüyüp gideceğini sanıyorduk. İlkokuldan mezun olana değin büyüyeceğimizi, askere gideceğimizi ve hatta yaşlanıp ak sakallı dedeler olacağımızı düşünüp üzülüyorduk. Orta okul ve lise yıllarında görece daha hızlı olsa da zaman yine önümüzde uçsuz bucaksızdı. Her şeye yetiyordu zaman, yapacak bir şey bulamamaktan canımız bile sıkılıyordu. Şimdilerde ise yıllar bir saat kadranında ki saniye çubuğu ile aynı hızda geçiyor sanki. Daha dünmüş gibi hatırladığımız şeylerin üzerinden yıllar geçmiş oluyor. Bir Azeri şiirinde şairin dediği gibi "Daha dün gibiydi sırtımda çanta korğa yiye yiye derse gittiğim" Her ne kadar ortalama yaşam süremiz büyük ölçüde artmış ve 40'lı yaşlar artık orta yaş sayılsa da hiç bir zaman çocukluğun ve gençliğin o muazzam enerjisini, özgürlüğünü, hoyratlığını, sonsuz zamanını bulamayacağız. Velhasıl kelam bugün ilk kez okula başlayacak miniklere, hali hazırda öğrenci olan genç kardeşlerime güzel bir eğitim-öğretim yılı ve güzelliklerle yad edecekleri bir eğitim-öğretim hayatı diliyorum. Umarım bir gün geçmişe dönüp baktığınızda sadece derslerden ibaret bir okul geçmişi değil aynı zamanda eğlendiğiniz, dostluklar edindiğiniz, bir ömür mutlulukla, acı bir özlemle değil de dudaklarınızda gülümsemeyle hatırladığınız zamanlar olur. Ve bir Murathan Mungan şiiri: "Şimdi ay usul, yıldızlar eski Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden Geçen geçti, Geçen geçti, Geceyi söndür kalbim Geceler de gençlik gibi eskidendi Şimdi
Yeni bir güncelleme ile.

Davy Jones

@d_jones
·
"Bugün günlerden ne?" diye sordu. Aureliano, salı olduğunu söyledi. José Arcadio Buendía, "Ben de öyle sanıyordum," dedi, "ama bir de baktım ki, dünkü gibi daha hala pazartesi değil miymiş. Gökyüzüne bak hele, duvarlara bak, bugün de pazartesi." Buendia ailesinin birbirine kenetlenmiş ve iç içe geçmiş yazgısının güncesidir Yüz Yıllık Yalnızlık. Bir horoz dövüşü ve bir cinayet ile başlayan yazgıları Macondo'da mühürlenir ve nihayet neslin son evladının tüm o yazgısını idrak etmesi ile nihayete erer. Aylar sonra gelen edit: Yüzyıllık Yalnızlık benim için yüz yılın kitabıdır ve belki yüz kez okumuşumdur. Hikayesi biraz tanıdıktır bu coğrafyaya. Bir ailenin hayatını anlatır gibi görünür ama bir yandan da bir tek insanın hayatı gibidir. Zamanın değişen ruhuna karşın insanın değişmeyen ruhunu anlatır. Hani yedisinde neyse yetmişinde de öyledir deriz ya, işte biraz öyle. Yine de insanın yedisi ile yetmişi farklıdır. Arada koca bir ömür, koca bir yaşanmışlık vardır. Garcia, çocukluğunda ninesinin anlattığı öykülerden yola çıkarak yazdığını söylemiştir. Bu yüzden gerçeküstüdür çünkü bir çocuk için dünya gerçeküstüdür. Erkekliğe kara çaldırmamak için savaşa giden Albay Aureliano girdiği 32 savaşın hepsini kaybeder evet ama kaybettiği en büyük savaş yazgısı ile olan savaştır. Ursula, adaşı Ursula Leguin'in kitaplarında (bana göre) çizdiği güçlü, kendinden emin kadınların vücut bulmuş halidir sanki. O deliler evini ayakta tutmak için yüz yılı geçkin ömrünce didinir durur. Başarılı da olur, zira dünyayı ayakta tutanlar kadınlardır. Öte yanda ise Fernanda belki de kadınlığından utandığı için, onun için kadınlık korunup, kollanması, kendine biçilen rollere razı gelmesi gereken bir varlık olduğu düşüncesinde olduğundan uyum sağlayamaz o deliler evine ve onunla birlikte yıkılmaya
Yaşayamadığım anların acısını çıkarmaya çalışırken artık arzulamadığım anlara dönüşmeleri beni gerçekten kahrediyor.