Eski hali artık bir anıdan ibaret, hızla solan bir anıdan. Bir ruh olduğunu, ruhsal yaşamının azalmadığını hala hissediyor; geri kalanıysa, sağa sola taşımak zorunda olduğu bir kan ve kemik çuvalı, o kadar.
Evet, anlamsız kelimesi onu özetlemek için fena sayılmaz, kazadan önceki ve belki şimdiki halini. Hayatı boyunca ciddi bir kötülük de, iyilik de yapmadı. Geride iz bırakmayacak, soyadını sürdürecek bir varis bile. Dünyadan kayıp giden; eskiden onunki gibi hayatları böyle tanımlarlardı: kendi çıkarını kollayan, çaktırmadan zenginleşen, dikkat çekmeyen. Böyle bir hayatı yargılayacak kimse kalmazsa, Her Şeyin Yüce Yargıcı yargıçlıktan vazgeçip kendini tırnaklarının bakımıyla ilgilenmeye verirse, o zaman Paul kendi hükmünü kendi verecek: boşa harcanmış bir fırsat.
"Doğunca hayatına girdiğiniz insanlar ölmez demek isterdi, soruyu soran kişi her kimse. Onlan içinde taşırsın, senden sonra gelenlerin de seni aynı şekilde taşımalarını umarak.