Hepimiz insanız, iyi ve kötü gunlerimiz oluyor. İyi ve kötü zamanlarımız da. Pek çoğumuz kötü bir durum ya da olay karşısında acı çekmekten biran önce kaçmaya çalışıyoruz. Hemen olsun bitsin, her şey ve iyilik halimize geri dönsün istiyoruz. Ama kazın ayağı öyle olmuyor.
Acıyı da yaşamak gerekiyor.
Ondan kaçtıkca daha da uzuyor çünkü süreç. İyimsi gibi zamanlar ve kötü zamanlar arasında uzunca bir süre debelenip duruyoruz.
Oysa kaçmadan, belki ağlayarak, belki sinir krizleri geçirerek, bağırıp çağırarak içimizde ki acıyı tüketmek gerekiyor.
Ve ondan sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Beklemek ve umut etmek! İspanya'da bu iki sözcük eşanlamlıdır. Çünkü umut varsa beklenir!.. Orada, yağmur ve sisle iç içe, beni dinlemek isteyecek kimseye ne söylemem gerektiğini düşünerek hep bekledim. Belki ona mutsuz olduğumu bile söyleyecektim ve o kimsenin beni anlayacağından emindim. "Morrina" vardı bende, yani zaman ve mekanda öteki dünya özlemi ...
Seni neden seveceğim ki? Sen beni seviyor musun sanki? Beni kimse sevmiyor.
Sevgiye inanıyoruz. Ama sözcüklerle oynamayacağım. Benim gibi sen de biliyorsun ki, sevmek çok zordur. Tanrı bile sevmez.