Daha yeni yeni bırakmıştı tütün sarmayı,
Ya ortasındaydı ömrün, yada tam kıyısında
Bir kaç kuruş birikmişti, yırtılmış zulasında,
O öldü ben büyüdüm cenazede yasında.
Aklında ne kaldı da açıktı gözü biraz,
Vakitsiz yakalamış ölüm denilen haylaz.
Kırk yıldan sonra ilk defa sırtımdaydı,
Minarede yükselen babam için selaydı.
Anladım ki o gün, benden beter yetim yok
Saplanmıştı göğsüme kırk yılık zehirli ok.
Heyhat dedim heyhat, ölüm gerçek perde
Kervan mirastır bana, vuslat denen bu yerde.
Atilla Safi