“Kadınlar yüceltilmeye pek düşkündürler; öyle de olmalıdırlar, çünkü saygı görmediler mi, yok olmuşlar demektir. Onun için, aşktan da ilk istedikleri bu duygudur. Ahlakı en bozulmuşu bile, geleceğini satarken, her şeyden önce, geçmişinden arınmak ister; dayanılmaz mutluluklar karşılığında şerefini nasıl gözden çıkardığını anlatmaya çalışır.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Aile diye bir şey var mi ki, efendim? Ana, ya da baba ölünce kalanları pay edip her birine “Hadi, yoluna git!" diyen bir toplumda aile tanımam ben. Aile gelişigüzel kurulmuş, gelip geçici, bir birlik; ölümle yok olup gidiveriyor. Yasalarımız evleri, kalıtları, geleneklerin, göreneklerin sürekliliğini kopardı. Çevremde birtakım döküntüler görüyorum yalnız.”
"Ödev, hep ödev!" diye haykırdı. “Peki ama, onları yerine getirmek için gerekli gücü bize veren duyguları nereden bulayım? Hiçten hiç çıkar, ya da hiçe karşı hiç, gerek tinsel, gerek tensel, doğanın en yerinde kurallarından biridir. Şu ağaçlar özsuları olmasa yaprak verebilirler mi ki! Ruhun da özsuyu vardır! Benim özsuyum kaynağından kurudu.”
"Aptal bir adamı yönetmektense, kafalı bir erkeğin her dediğine boyun eğmek daha güzeldir; genç bir evli kadın erkek gibi düşünmek, davranmak zorunda kaldı mı, ne erkektir, ne kadın; kadınlığın dertlerini üzerinden attı mı, güzelliklerinden de sıyrılır; yasalarımızın erkeklere tanıdığı ayrıcalıklardan hiçbirini de elde edemez.”