"Zaten dinle ilgili her husus, akıl çerçevesinde izah edilebilir ve kanıtlanabilir bir nitelik taşısaydı, o zaman mesele inanma değil, bilme meselesi olurdu."
O, insanın, zorla, baskıyla ya da kaçınılmaz olarak değil, insanı caydıracak bütün olumsuzluklara ve kafasını karıştıracak bütün ihtimallere rağmen, özgür iradesiyle Tanrı'yı seçmesini murad etti.
Tanrı, insanın sadece ve yalnızca kendisine kulluk yapmasını, başka hiçbir varlığa/şeye kul olmamasını ve bu sayede, buraya dikkat edin, insanın 'özgür' kalmasını 'iradesini' kaybetmemesini ister.
Peki neden?
Çünkü Tanrı'nın insanda değer verdiği tek şey belki de budur: Özgür irade!
"... 'sevmek' olunca orada hemen bir 'güven' doğacak ve gelsin bakalım umursamaz yaşam.
Çünkü insan, lüzumu miktarınca bir şeyden çekinip korkmazsa o şeyi ciddiye almaz; lüzumu miktarınca çekinip korkmazsa, o şeye değer vermez.
Tıyneti böyledir kör olasıcanın! "
"İnsan denen bu mahluk öyle bir tıynette yaratılmıştır ki, şayet yalnızca Tanrı'yı tek ilah kabul edip yalnızca O'na kul olmazsa kaçınılmaz bir biçimde, dünya yaşamı boyunca en basitinden en karmaşığına kadar, yüzlerce varlığı/şeyi ilahlaştıracak ve onların kölesi olup onlara kulluk edecektir."