Önceki kuşaklar "Türkiya" derdi; hatta bizi okutan ortaokul ve lise öğretmenlerinin bazılarından bu telaffuzu aldık. Gerçekten "Türkiye" diyenler,bir ara dilimizin ses uyumu kuralına uygun bu söyleyişi korumak için kanun yoluna müracaat ettiler; 1950'de TBMM'ye seçilen Nazlı Tlabar'ın bu konuda teklif ettiği bir kanun kabul edildi. Ama "Türkiye" şeklindeki telaffuz ve yazım zaten çoktan harita ve kitaplarda kabul görmüştü.
Göz önüne getirmeyi ihmal ettiğimiz,hatta tasavvur etmekte zorlandığımız çok mühim bir nokta vardır. Bu da Anadolu'nun, 11.asırda Malazgirt'te,İmparator Romanos Diogenes'le yapılan meydan muharebesi sonunda Türkleşmeye başlamasıdır. Daha önce Peçenekler gibi Hristiyan Türk kavimler Anadolu'ya yerleşmiştir ve Danişmetli akınları vardır ama bunlar esasa girmez. Fakat Anadolu'da Malazgirt'ten önce de bazı Türk akınları olduğu anlaşılıyor, nitekim 1071 kesin bir tarih olmaktan çok, bu olayın adının konduğu bir zirvedir. Demek ki Anadolu, esas itibariyle 11.asır sonlarından itibaren ve 12.asır boyunca Türkleşmiştir.
Türkler, tarihi özellikleri olan,çok coğrafya değiştiren, aşağı yukarı bir ırkın tarihinden fazla bir süre sayılmayan 1200 yıl içinde bugünkü Çin'in iç sınırlarından Tuna boyuna kadar gezinen bir kavimdir; yani Anadolu'ya gelişimiz 1100'dür aslında.