Yorgos Lanthimos'un son zamanlarda vizyona giren filmi Poor Things'i izlemeden önce Alasdair Gray'in romanını okumak daha cazip geldi ve iyi ki okudum! Gray'in erkek egemen topluma karşıtlığı ve eleştirisi, feminist anlatısı oldukça cesur. Bella Baxter'ın dünyayı ve cinselliği keşfedişi, Dr. Hooker ve Bay Astley arasında geçen entelektüel ve derin diyaloglar, kitabı hiç sıkılmadan sonuna kadar okumamda yardımcı oldu. Filmi izleyeceğim için sabırsızlıkla okuduğumu inkar etmeyeceğim.
Frankenstein anlatısı olması da kitabı daha okunur kılıyor, Gray klasik bilim-kurgunun ötesinde yaratıcı-özgün bir anlatıya sahip.. Kitapta uzun uzun mektuplar okuyor ve kapitalist- otoriter sistemi kara mizah eşliğinde anlamlandırmaya çalışıyoruz, Gray Viktorya dönemini hicvederken başarı sağlamış ve bu çok katmanlı anlatım kitabın akıcılığını bozmadı.
Gray'in feminizm üzerine notları da bu noktada çok değerli. Eğitim, din, politika, tıp, hukuk, istihdam alanında kadınların katılımı ve ön planda olması üzerine göndermeleri tatmin ediciydi. Dr. Hooker'ın egemen erkek otoritesine karşıt olarak Bay Astley'in feminizmi savunuşu güçlü diyaloglarla aktarılmıştı.
-"Siyaset lağım çukurlarının doldurulması ve boşaltılması gibi pis bir iştir ve kadınların bundan uzak tutulması gerekir."
+"Birleşik Devletler' de biz kadınların entelektüelliğine ve eğitimine çok önem veririz."
Ayrıca kitabın 16. bölümünde evrensel konu başlıklarının yer alması yazarın sadece kurgu yaratmadığını aynı zamanda okura farkındalık oluşturmak ve toplumsal mesaj vermek gerektiğini vurguluyor. Mesela sosyalizm, komünizm, serbest ticaret ve kölelik hakkındaki görüşleri okurlar tarafından eleştiriye açık hâle gelmiş.
"Herkes kendini sıcak tutacak bir dış kabuk bulmak zorunda, ceplerinde para bulunan iyi bir palto gibi. Ben