Serinin ikinci kitabında artık yazarın tarzına daha hakim olduğumuz için, soluk soluğa bir gerilimden daha fazlasını bulacağımızı biliyoruz. Yazar sadece bir katili yakalamaya odaklanmıyor; karakterlerin, özellikle de kurbanların psikolojisini de kurguya dahil ediyor. Ayrıca FBI'da psikolojik danışman olarak çalışan ana karakterimiz Ryan'ın özel hayatını da takip ediyoruz. O yüzden ilk kitaptan başlayarak okumakta fayda var.
İkinci kitap ama yazar asla tekrara düşmemiş. Tamamen farklı bir konu. Bu seferki kurbanımız bir hayatta kalan. Üç yıl önce seri katilin elinden kaçmış ve hatta onun polisler tarafından gözlerinin önünde öldürülmesine tanık olmuş. Çok zor günler geçirse de aldığı profesyonel desteklerle sonunda neredeyse normal bir hayat kurabilmiş. Fakat üç yıl sonunda yine kapısının önünde bir gül bulunca hayatı yeniden sarsılıyor. Önümüzde taklitçi bir katil var. Peki basının bile bilmediği detaylara hakim olan bu taklitçi psikopat kim olabilir?
Yazarın ilk kitabında olduğu gibi bunda da merak duygusu başlarda çok yoğun. Sonuna azıcık baksam mı dedim evet, ama bakmamayı başardım. İkinci yarıda katili tahmin etmek kolaylaşıyor. Yine de son bölümlere kadar iki şüpheli de aynı oranda zihninizi meşgul ediyor. Katil bu kadar zeki olabilir mi diye sık sık sordum kendime.
Yazar, sonlar konusunda çok cömert. Bir anda bitmiyor kitap. Tüm sorularınızın cevaplarını verip sosyal mesajlar bile ekliyor. Kimi okur için bu kadar detay gerekli bulunmayabilir. Ama ben keyifle okudum, tavsiyemdir.