Ölümle Hesaplaşma, yazarın kaleminden okuduğum ikinci kitap. Ve net olarak söyleyebilirim ki kurguların temposu ve akış konusunda çok başarılı. Oldukça aksiyonlu bir kitap ama bunun dışında, karakterin bulunduğu mekan, düşünme şekli, yaşadığı şehirle ilgili bilgiler de vermesine rağmen hiçbir duraksama yaşamıyorsunuz.
Sinan ondört yıldır görmediği, dargın olduğu abisi ile görüşüyor, tam anlamıyla geçmiş defterler kapanmasa da barış için bir adım atıyorlar. Fakat ertesi gün abisinin ölüm haberini alıyor. Üstelik kaza değil cinayet sebebi ile. İşte tam da o günden sonra Sinan için bir hesaplaşma dönemi başlıyor. Bir yandan abisinin katilini arıyor bir yandan da kendi geçmişini sorguluyor. Çünkü gerçekler ortaya çıktıkça, geçmiş ve bugünün iç içe geçtiğini farkediyor.
Kurgu oldukça olaylı ve yazar genel olarak kitaplarında gerçekçi detaylara yer veriyor. Sinan sürekli belalı kişilerle uğraştığı için bol bol dayak yedi mesela. Tüm bu katillerin peşine düşme sürecinde yalnız değil aslında. Fakat yardım aldığı kişiler güvenilir mi, bunu kitabın sonuna kadar tam anlamıyla çözemiyoruz. Bazı ipuçları ortada ama saklanmayandan da şüphe ediyor insan. Benim kitapla ilgili sevdiğim nokta karakterlerin mükemmel olmaması oldu. Sinan zaten aykırı bir kişilik ama abisiyle ilgili gerçekler de oldukça ilginç.
Yerli polisiye sevenler ve akıcı, keyifli bir kurgu arayanlar için tavsiye ederim.
İnsanlar için sınavsız bir hayat yok. Ama zaten bizi biz yapan da o engellere verdiğimiz yanıtlar. Ayrılıklar, kayıplar yaşadık, yanlış seçimler yaptık. O acıları yaşarken farkedemiyor insan. Fakat uzun bir zaman sonra geriye dönüp baktığında hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını görüyorsun. Bir de göremeyenler ya da göremediğimiz olaylar var. İşte bu kitap o bakış açısını kazanamayan ve belli başlı bazı olaylardan dolayı içindeki eksikle yaşayanlar için yol gösterici niteliğinde.
İyi bir dostla sohbet gibisi yoktur. Şöyle havadan sudan değil de bizi iyileştiren sohbetler tabiki. Kitabın verdiği his tam olarak bu. Yazar diyor ki; bak ben de bunları bunları yaşadım ama bu kayıplar benim için şöyle kazanımlar oldu. Hayat bu, benzeri senin de hikayende var, o yüzden okurken ben hiç bu açıdan bakmamıştım diyorsun. Sana bambaşka pencereler açıyor ve güzel bir sohbetin verdiği huzuru veriyor. Birçok cümleyi not aldım ama özellikle şu aklımda kaldı: "Düne uyanmak kadar insanı yoran bir şey olabilir mi?" Gerçekten de yorgunuz değil mi? Değişim kaçınılmaz, iyileşmek için de değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek, bırakmak ve kazanca çevirmek gerekiyor.
Yazar, kısa kısa bölümler halinde farklı farklı konuları ele almış. Hepsi tanıdık, hepsi bizden, hayata ve yaşanmışlıklara dair. O yüzden o sohbete dahil olmak çok kolay oluyor. Hesaplaşmalar, düşünmek yorar insanı ama bu kitapla değil. Tam tersi dinlendirip, hafifletiyor. Bu da biraz samimi ve telaşsız anlatımdan kaynaklı sanırım. Ben çok keyif aldım, tavsiye ederim.
"Hikayenin sonunu bilmiyorsun, nereye varacak yolun, daha ne yanılgılara gebe ömrün, hak ettiğin huzur kaç adım uzakta? Sabret, güzel günler bizimle..."