Tarih, ilginç bilgiler, sıradışı karakterler, İstanbul sokaklarındaki maceralar ve polisiyenin iç içe geçtiği güzel bir kurgu 'Kafes'. Polisiye kitaplardaki genel tempodan ziyade okuru hikayenin içinde, an da tutmayı başaran kitaplardan. Kendine has bir akış var elbette ama sıklıkla kitaptaki bilgi dolu bir paragrafa, diyaloglara odaklanarak çeviriyoruz sayfaları.
Kitaptaki bir karakterin söylediği gibi; bir ruh hastasını taklit eden başka bir ruh hastasının peşinde başkomiser Nosta ve ekip arkadaşları. Fakat burada dikkat çeken sadece katilin motivasyonu ve psikolojik durumu değil. Peşinde bıraktığı ipuçlarının, Nosta'nın yıllar önce yaşadığı kaza sonrası hafızasında oluşan büyük boşluklarla çakışması. Hiç hatırlamadığı insanlar ve olaylarla bu ipuçlarını nasıl birleştirebilir? Tabiki zengin tarih ve sanat bilgisini kullanarak. Kısmen bilgi sahibi olduklarınız kadar daha önce hiç duymadığınız detaylarla da karşılaşıyorsunuz okurken. Resim, müzik ama illaki tarihte iz bırakanlar...
Yavaş yavaş, tadını çıkararak okuduğunuz keyifli kurgulardan birisi. Yazarın kurgusunu basılı olarak görememesinin hüznü kadar geride böyle güzel tarih dolu eserler bırakmış olması da çok etkileyici.
KafesÖzlem Kumrular · Doğan Kitap Yayınları · 202446 okunma
Kitap biterken; ben bu kitabı ilerleyen zamanlarda tekrar okurum diye düşündüm. Çünkü her ne kadar düşündürse de insana iyi gelen bir yanı var. Öncelikle kitabın anlatıcısından kaynaklı bir enerji hissi geçiyor okura. Çünkü Sarp gözlemlerini ve düşüncelerini doğrudan sizinle sohbet halinde iletiyor. Delirdiğinizi kabul ederseniz rahat bırakacak sizi ama kabul edene kadar takılmalarını da idare edeceksiniz artık. başına delirmiyor... O da haklı tabiki. Çünkü kimse tek
Sarp bir yazar. Doğal olarak çevresine karşı gözlemci ve analizci. İnsanı insana anlatacak kadar hem kişisel deneyim biriktirmiş, hem de bakıp geçmemiş, görülmeye değer olanı izlemiş. Ne yaşamış ki anlatmaya değer derseniz; aşık olmuş. İnsanı değiştirebilecek en önemli kavramlardan birisi değil midir zaten aşk.
Sarp kitap boyunca; ikili ilişkilere, hayata bakış açımıza, toplumu ayrıştırıp aynılaştırmaya çalışanlara, gerçek aşklara, sıkışmışlık içinde akıp giden zamana, değişime ve değişime direnenlere; yani zaman zaman sorguladığımız insana dair birçok şeye değiniyor. Ve en önemlisi de bunu sizi bunaltmadan; düşündürecek ama yormayacak şekilde yapıyor. Unutmadan şunu da ekleyeyim, kitabın başında kedisi, Sarp uykuya dalmadan önce şöyle bir şey mırıldıyor: "Yarın akşam öleceksin." Merak ettiniz mi sonunda ne oluyor? E onu da okuyup öğreneceksiniz artık.
Keyifle okuduğum bir kitap oldu, kesinlikle tavsiye ederim.
"Herkes bu hayattan dersler alır. Birilerinin söylediği, öğretmeye çalıştığı değil, kendi deneyimledikleri önemlidir. Eminim senin de çok geçerli sebeplerin vardır bunları düşünmek için. Ama yine de bazen unutmak iyi gelir insana..."