Hattâ diyebiliriz ki sanat eseri sanatçıyı olduğu gibi değil, olduğu kadarıyla değil; oluşa yönelişiyle, olma yönünde bir istikamet tutuşuyla bize açar. Sanatçının açtığı bizim için de bir açılım olduğu zaman, sanatçıyı açan şey bizi de açtığı zaman eserle bağlantı kurarız. Eserle kurduğumuz bağlantı bizi sanatçıya götürmez, kendimizi tanımaya götürür.
Demek ki şiiri bizim için gerçek kılan şiirin üstün, ince, yüksek düzeyde bir söz sanatı oluşu değil, bizim ona tutunma tercihimizdir. Şairin kastıyla okur-şairin (itiraf etmeli ki şiir okuyucusu açık veya gizli, güneşte veya gölgede, atılgan veya ürkek, başarılı veya başarısız bir şairdir) tercihidir şiiri yapan.