Spinoza'ya göre "arzu insanın özüdür". İnsan, aslen arzulayan bir varlıktır. Doğası conatus dolayısıyla onu sürekli arzulamaya iter. O halde arzunun kendisi değildir kötü olan; aksine, hiçbir şey arzulamaz hale gelmek hayatın ateşini söndürmek demektir.
Spinoza'ya göre bizi biz yapan (ve davranışlarımızı izah eden), doğduğumuzdan beri bizi etkilemiş ve içimizde çok farklı duygular yaratmış karşılaşmalardır (bedenler, fikirler).
Spinoza iki temel bilgi türünü birbirinden ayırır: İlk tür sadece, bedenimize ve ruhumuza tesir eden dışımızdaki fikir ve cisimlerle karşılaşmalardan meydana gelir. Bu karşılaşmalar nesnel hakikate değil o hakikate dair temsilimize denk düşen imgeler üretir. Spinoza kendimize dair bilgiyi ve dünyaya dair bunun dolayımında elde ettiğimiz bilgiyi "uygun olmayan" (hatalı, kusurlu, sakat) olarak niteler. Bu, ilk bilgi türü dür: Bir şeyin hayali ve kısmi temsilinden yola çıkarak, ona dair oluşturduğumuz kanıdır.