İnsanın içini ürpertecek kadar uzaklardaki başı dumanlı dağlarla göz alıcı çayırlar, rüzgarlı bir yolu doldurmuş, ayak bileklerine varan sonbahar yaprakları, geniş vadilerde yakılmış dumanlı kamp ateşleri, çellolar, karanlık pencereler ve kar.
"Buradaki her şey çürük kokuyormuş gibi geliyor bana, fazla olgunlaşmış meyvelerdeki gibi bir çürümüşlük kokusu bu. Bu korkunç doğum, çiftleşme ve ölüm düzeneği, Yunanların miasma, yani kirlilik dedikleri hayatın bu ürkütücü kargaşası başka hiçbir yerde aslında bu denli vahşi olmasına karşın güzel görünsün diye bu kadar allanıp pullanmamıştır herhalde. Ve insanlar başka hiçbir yerde her şeyin değişebileceği yalanına ve ölüme, en çok da ölüme, ne olursa olsun ölüme böylesine inanmamıştır."
Karanlık bir çatlak gibi hayatı tam ortasından yarıp geçen, "ölümcül hata" olarak adlandırılan o şey kitaplar dışında, gerçek hayatta da var mıdır? Eskiden olsa yoktur diye düşünürdüm. Şimdiyse var olduğunu biliyorum. Bence benim ölümcül hatam ne pahasına olursa olsun göze güzel görünen şeylere duyduğum hastalıklı özlem.