Kitap gerçekten denildiği gibi Yeşilçam filminden hallice. Yazarın daha önce Masumiyet Müzesi kitabını okudum. Genelde böyle abartı hikayeler yazmayı seviyor sanırım, tarzı bu ama gerçekten bu kitapta abartmış. Kitabın bir yerinde de zaten Yeşilçam filmlerine atıfta bulunuyor kendisi. Kitabın konusunu aldığı destanların, halk hikayelerinin; filmlerde, dizilerde, gerçek hayatta hep karşımıza çıktığını, hep aynı şeyleri yaşadığımızı söylüyor. Bir ibrahim Tatlıses filmi örnek veriliyordu sanırım bununla ilgili hatta. Yani nereden başlasam bilmiyorum ama tanıtımda ilk aşk hikayesi falan yazınca ben gerçekten bir aşk hikayesi okuyacağım sanmıştım. Okuduğum şeyin aşkla alakası yok. Bir anlık hayranlık, cinsel çekim aşk diye adlandırılmış burada. Bu zorlama, tesadüflerle dolu hikaye beni zaten hiç çekmedi. Onun dışında Cem'in daha 2 haftadır tanıdığı Mahmut ustayı baba yerine koyması falan da zorlama geldi bana. Orhan Pamuk derin bir şeyler yazayım, içine biraz tarihi hikayelerden, Kuran'dan vs.. bir şeyler katayım çabasında olmuş ve bence ortaya çok zorlama bir hikaye çıkmış. Kitap boyunca o kadar çok bahsediliyor ki Oedipus-Kral Laios ve Rüstem-Sührab ikililerinden. Artık bir yerden sonra sıkıyor. Sonuç olarak kitabı pek sevemedim. Tek güzel yanı dili biraz basit olduğu için rahat okunmasıydı. Kitap pek sıkmıyor ama memnun da etmiyor maalesef. Ben biraz beklentiyle okuduğum için çok memnun kalmadım.