Kim kimi duymuştu ki zaten, bugüne kadar? Kim kimin çığlığına koşmuştu ki? Komşularının hıçkırıklarını duymazdan gelen insanların kaderinde sessizce ağlamak vardı. Dünyada yardım istenecek kimse yoktu. Hiçbir zaman da olmamıştı. Gönüllü yardım kuruluşları doyuruyordu belki birkaç yüz bin kişiyi, ama duyabiliyor muydu, karnını bayat yemeklerle doldurduğu insanların haykırışlarını?..
Daha anlayamamıştı, sonunda ölüm olan bir hayatta mutlu son olmasının mantığa aykırı olduğunu. Ölüm mutlu bir son olamazdı. Kimse için. Ama yinede insanlar, kendilerini kandırmak için hayatlarını dönemlere bölüyorlar ve ancak o dönemlere mutlu son uydurabiliyorlardı. Oysa hayat, her bölümünde ayrı bir hikayenin döndüğü neşeli bir dizi değil ,sonunda herkesin öldüğü ve katilin bulunamadığı sıkıcı bir filmdi...
Zavallı kız, bir felaket yaşadığımızı ve bugünlerin geride kalacağını söylüyor olmalıydı kendisine, her mutsuz insan gibi. Bugünler geride kalacak... Kalmayacak! Her gece, herkes bütün acılarını hatırlayacak gözlerini kapattığında. Öyle olmasa binlerce çeşidi olur muydu uyku ilaçlarının?