Tuğçe Kasap

Adam öldürmenin kefareti!
Bana kalırsa savaştan sonra adam öldürme yüzünden çok kefaret ödenmek zorunda kalınacak. Eğer savaştan sonra dinimiz olmazsa, o zaman sanırım herkesin adam öldürme suçundan arınabilmesi için uygar bir günah ödeme biçimi kurulmalı, yoksa gerçek ve insanca bir yaşam temelinden yoksun kalırız. Biliyorum, adam öldürmek zorunlu bir şey ama yine de bunu yapmak bir insana yaraşmaz; bence tüm bunlar bittikten, biz savaşı kazandıktan sonra hepimize suçlarımızdan arıtacak bir kefaret yolu bulunmalı.
Sayfa 274 - Anselmo·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aramıza bir tek emirler giriyor!!
Yolun karşısındaki hızarın bacası tütüyordu. Anselmo karın içinden geçip gelen dumanın kokusunu alabiliyordu. Faşistler üşümüyor, diye düşündü, rahatları yerinde, yarın gece onları öldüreceğiz. Bu ne garip iş, bunu aklıma getirmekten de hiç hoşlanmıyorum. Bütün gün onları gözetledim, bizden hiç farkları yok. Şimdi yürüyüp hızara gitsem, kapıyı çalsam beni buyur edeceklerinden hiç kuşkum yok, yeter ki yoldan geçen herkesi durdurup kimlik sormak için emir almamış olsunlar. Aramıza bir tek emirler giriyor. Bu adamlar faşist değil. Onlara faşist diyorum ama değiller. Onlar da bizim gibi yoksul insanlar. Bizimle savaşmamaları gerek aslında, bende öldürme konusunu düşünmekten hiç hoşlanmıyorum. 
Sayfa 269 - Anselmo(ihtiyar)·Kitabı okudu
İnsan hiçbir şey bilmediğinde olay ne denli basit oluyor. Que sencillo! (O kadar basit.) Hiçbir şey bilmeyen, “O pek de iyi bir matador değildi” der. Hiçbir şeyden haberi olmayan bir başkası, “Veremdi” der. Bilen birinin yaptığı açıklamadan sonra da bir başkası, “Madem bu kadar kısa boyluymuş öyleyse matadorluğa soyunmasaymış” der.
Sayfa 264 - Pilar·Kitabı okudu
Başına gelen bunca olaydan sonra kim verem olmazdı? Yoksul insanların Juan March gibi bir suçlu, bir boğa güreşçisi, ya da operada tenor olmadığı sürece para kazanma olanağının bulunmadığı bu ülkede mi? Nasıl verem olmasındı ki? Burjuvaların tıka basa, çatlayıncaya kadar yediği için sodasız yaşayamadığı, yoksulların ise doğdukları günden öldükleri güne dek hep aç yaşadıkları bir ülkede verem olmayıp da ne yapabilirdi? Ta çocukluğunda, boğa güreşini öğrenmek için panayırları dolaşırken, bedava yolculuk edeyim diye üçüncü mevki vagonlardaki sıraların altında, toz toprak içinde, leş gibi yaş, kuru balgam arasında gidersen, göğsün boğa boynuzlarıyla da silmiş severim olmaz mısın sen?
Sayfa 258 - Pilar·Kitabı okudu
Savaşta esip duran bir yel vardır ama kızgın, sıcak bir yeldir bu; dudaklarınız gibi kurumuş ve sıcak; ağır ağır eser, sımsıcak ve kirli kirli; bir patlak verir, sonra da o gün savaştaki talihinizi de yanına alıp söner gider.
Sayfa 254·Kitabı okudu