“Düşlerimizi çalan bizi öldürmüş olur”
İlk çıktığı zaman okuyup büyülendiğim kurgusu ve sıra dışı sürükleyiciliğiyle büyülenip aşık olduğum bir eser.
Kitabı okuduğum ilk anda beni içine çekip bambaşka bir dünyaya kapı açmıştı. Bir oyunun gençler ve çocuklar üzerinde bu kadar etkileyici olabilmesi o dönem beni hem şaşırtmış hem büyülemişti. Keşke böyle bir oyun olsa diye az hayal etmemiştim. Üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen kitabın kurgusu, ana karakteri (Nick) hala aklımda.
ÖYLE BİR OYUN DÜŞÜNÜN Kİ GERÇEK HAYATTA BİLE NE YAPTIĞINIZI BİLSİN VE SİZİ GERÇEK HAYATTA DA ÖDÜLLENDİRSİN.
İşte Erebos tam olarak böyle bir oyun. Gerçek hayattan kişilerin oynadığı ama kimsenin gerçek ismini kullanamadığı, kuralları çerçevesinde hareket etmeyenlerin dışlanıp oyundan atıldığı (böyle bir oyundan atılmayı kimse istemez bu arada), sanal ortamda başlayıp gerçek hayata adeta tırmanan, gerilimi ve macerası yüksek bir roman. Mavi balina gibi düşünebilirsiniz biraz.
Erebos tıpkı oyundaki gibi sizi içine çekip bırakmayan bir kitap. İlk 50-100 sayfada biraz sıkıldım ama o her kitapta illaki olur. Dili son derece anlaşılır ve sizi yormadan kendisini okutturan bir kitap. Küçük yaştaki arkadaşlarımızı kitaba bağlayabilmek için önerebileceğimiz, yetişkin dostlarımızı da sıkmadan, baymadan, bu da çok çocukçaymış basitmiş demeden maceraya çıkarabileceğimiz, bu macerada da her sayfayı okuyormuş gibi değil de izliyormuşuz gibi hissettirebilen bir eser. Ağır romanlardan sıkılan arkadaşlara muhteşem bir ara verme kitabı da olur.
Herkes zamanı olmamaktan şikayet ederken bu kitabı okumak için zaman ayırmak gerekmiyor. Kitap sizi eline aldığı anda emin olun okumak için bahane üreteceksiniz, işinize ara vermeler başlayacak. En sonunda elinizde bulacaksınız. Muhakkak okuyun