Göz mü mühim, kömür parçası mı? Kiremit mühim kafa mı? Diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü daha birçok cilvelerini de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.
Evet, onu toprağın altına koyduktan ve mezarının başındakiler dağılıp onunla baş başa kaldıktan sonra ne yapabilirdim? Bu anda, ona ait bütün işler bitmiş olacağına göre, benim yeryüzünde bulunuşum kadar gülünç, sebepsiz bir şey olamazdı… bütün ruhum korkunç bir boşluk halindeydi.