Tesettür, vitrin süsü ya da moda başlığı değildir; Allah’ın emridir. Yarı yamalak bir dindarlığı “özgürlük” diye pazarlayıp tesettürü şekle indirgemek, hem kendini hem başkalarını kandırmaktır. Emir ya ciddiyetle yaşanır ya da istismar edilmez. İnanç, keyfe göre eğilip bükülecek bir aksesuar değildir. Dolayısıyla dini yarım yaşayıp onu vitrine koyanlar, farkında olmadan en büyük tahribatı yapıyor. Tesettürü bir kimlik oyuncağına, inancı bir gösteriye çevirerek dine karşı olanlara malzeme veriyor, samimiyeti zedeliyorlar. Bu hâl, hakikati temsil etmek değil; onu gölgelemek, itibarsızlaştırmaktır. Dine en büyük zarar, dışarıdan saldırıyla değil, içeriden ciddiyetsizlikle verilir…