“Bu kemirici korku hayatını asit gibi eritip darmadağın etmişti. Şeylerin ağırlığı bir anda değişmiş, bütün değerler altüst olmuş, ilişkiler karışmıştı. O ana kadar yaşamında hep duyuları uyuşuk, gözleri yarı kapalı, el yordamıyla dolaşmış gibi hissediyordu şimdi kendini. Bir anda her şey içten aydınlatılmış gibi müthiş derin bir berraklık kazanmıştı. Şimdi daha önce hiçbir zaman dokunmadığı şeyler, soluğu kadar yakınına gelmişti ve artık gerçek yaşamının anlamını onların verdiğini biliyordu. Öte yandan bir zamanlar önem verdiği pek çok şey de, bir sis gibi dağılıp hayatından uzaklaşmıştı.”
“Denizden kıyıya doğru, bulduğum tüm cam parçalarını fırlatıyorum; avuçlarımda sıkarak hepsini kırmızıya boyadım. Sana getirdiğim en keskin camı dilinin altına koy şimdi..”
“Bir odada tek başına unutuldukça, yanlışla yalnızı sonunda doğru yazmaya mecbur bırakır bazıları. Sen de öğrendikçe, kalabalığın sıradanlığına karışırsın..”