"Bir fantastik gerçeğe inanmak Parerga ve Paralipomena adlı kitabında Schopenhauer'a tarihi, içindeki cam parçaları aynı kalsa da görünen şekillerin değiştiği bir kaleydoskopla, sadece rollerle maskelerin değiştiği ama oyuncuların aynı kaldığı bitimsiz ve karmaşık bir trajikomediyle karşılaştırmaya özendirdi."
"Yürek, evet yürek, işte asıl suçun kök saldığı, küçücük ama sınırsız alan; dış dünyadaki cinayetler ve sefalet onun sadece birer çeşitlemesidir. Bu iç dünyayı arıtırsak, gözle görünen dünyayı karartan, birçok biçime girmiş kötülükler, birer hayalete dönüşecek ve kendiliğinden yok olacaktır. Ama eğer aklın ötesine geçemez ve elimizdeki o eksik araçla doğruyu yanlıştan ayırmaya kalkışırsak, bütün yaptıklarımız bir düş olmaktan öteye geçmez. Hem de öyle önemsiz bir düş ki, onca sadakatle betimlediğim ateş, gerçek, eli yakan bir ateş olmuş, ya da beynimin ürettiği bir ışıltı olmuş, çok az fark eder."
"Esrarengiz dünyamızın düzensizlik gibi görünen karmaşasında her birey sisteme -ve sistemler birbirlerine ve her şey her şeye- öyle güzel uydurulmuş, ayarlanmış ki, bir an için olsun yoldan çıkan biri sonsuza dek yerinden olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Wakefield gibi o da, deyim yerindeyse, evrenin paryası olur."
"Hiç aklımda olmadan, böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmeden, inzivaya çekildim. Bir tutukluya dönüştüm, bir hücreye kapandım, ve şimdi anahtarı bulamıyorum; kapı açık da olsa çıkmaya korkacağım."