Bazen beklersin, istersin ki görsün gözlerindeki hüznü. Bu bekleyiş tüketir içten içe ruhunu ama görmez hiçbir zaman, değil mi? Uzatırsın ellerini, tutmaz; çıkarmaz seni düştüğün boşluktan. Son bir kez bakarsın dolu dolu gözlerine lakin kelimelerin kanar ama dudaklarından tek bir kelime firar etmez. Söylemek istediğin çok şey vardır ancak kelimelerin yasak ve mühürlüdür. "Beni bırakma." Çoktan gitmiş birinin kulağına ulaşmaz ki bu sessiz isyan.
Ey Oğul! İstediğin kadar yaşa, nasıl olsa bir gün öleceksin; dilediğini sev, nasıl olsa bir gün ondan ayrılacaksın ve dilediğin şeyi yap, nasıl olsa bir gün bütün yaptıklarının hesabını vereceksin.
Bildiklerini yerine getirmeyen ve nefislerini terbiye etmeyi ihmal edenlerden olma sakın! Bil ki, pratiğe geçirmediğin bilginin sana hiçbir faydası olmaz.
Aşk, kırık bir dişin içindeki sinir gibiydi. Acıtmamak için sağlam duvarlar istiyordu. Bazen bilerek bazen de bilmeyerek biz yıkıyorduk o duvarları ve bize kalan tek şey, yine acı oluyordu.