Aynı sözcükleri veya yakın anlamlı sözcükleri yoğun kullanan yazarlara dikkat edin! Ya sözcüklere yabancılığının ve sözcükler üzerindeki hüküm yoksunluğunun getirdiği döngüye sıkışmıştır ya da kullandığı tekniğin gereği olarak sizde bir bilinçdışı yaratmaktadır! İkinci yazar gerçekliğe dokunan cinstendir. Zira okuyucunun derinlikten yoksun önyargılarına tahammül gösterir. Anlaşılma telaşı gütmez ya da anlaşılmama gayretine bürünerek gereksiz bir tılsım yaratıp yetersizliğini bastırmayada çalışmaz. Onun amacı; kelimeleri, bir vurgunun ucunu sivrilterek, kendi zihninin sınırlarını aşma telaşıyla boğuşan okuyucuyu deliliğin sınırlarına çekmektir. Zira en kudurgan imgeler bu sınırlarda can bulur. Bu yazarlar en sıradan sözcüklerin bile imgeleri varederken nasıl bir saldırganlığa büründürülebileceğini bilirler. Sırtlandıkları keskinlik arayışı anlamanın sığlığında boğulmak yerine kavramanın derinliğine süzülmeyi gerektirir! Proust, nietzsche ve cioran bu tavrın en şeytani temsilcileridir. Okuyucuda bilinçdışı yaratma sürecini, kitabın içinde gezdirdiği tekrar ve doyumluk kişisel telkin kalıplarıyla sadece keskin zekaya sahip okuyucuya sessiz sedasız ve takdir kaygısı taşımadan altın tepside sunar. O yarattığı bulmacayı çözmeyi okuyucuya bırakmıştır. Keyif zor olandadır. Zira ötmeye başlayana kadar kargayıda diğer kuşlar kadar zarif buluruz!
Yazmak üzerine / Mehmet