Cesaret içgüdüdeki kararlılıktır, Fazlası değil. Bu duruma bir izah getirmek yerine yeni bir kavrama, varlığı iddiasıyla yapışmayı tercih ediyorsunuz. Eli İnsan kanına bulaşmamış hiç bir hükümdar yoktur! Hükümdarın kudreti ordusundan gelir cesaret dediğiniz karşılıksızlıktan değil! Ortaya koyduğu irade ordusunun varlığının yaratımıdır. O kendi başına bir hiçtir! Varlığı ile yüzbinleri biraraya getirmesi kendi iç kavgasında yenilmesinin neticesidir. Uluslar böyle oluşmuştur. Bütün uluslar bir ya da birlaç kişinin hastalıklı hezeyanlarına kendi istekleriyle rıza göstermiş kurbanlarından başka birşey değildir. İliklerine kadar nufuz eden milliyetçilik fikrini ve bunun yarattığı gelenekselcilik körlüğünü başka ne ile açıklayacaksın?
İktidar hırsı ile yanıp tutuşmuş kralların, inparatorların, liderleri ve hatta siyasetmedarların akıttığı kana bak! Bunu cesaretle ilişkilendiriyorsan eğer aynı uyuşmuşluğun bir parçası olmuşsundur zaten! Bu korkudur. Dibine kadar iktidar hırsına batmış bir korku...Ölüm korkusuyla kundağının içinde saklana saklana büyütülen insan. Kirlenmeye daha o anda başlamıştır! Gözü dönmüş bir anne- babanın - bir milleti ayakta tutma- yalanıyla “ sen asilzadesin” diyerek birde kuyruğuna teneke bağlayıp insanların üzerine saldığı tarihi şahsiyet iddialarındaki bu cani geleceğin katili olmaya hazırlanacak. Daha konuşmaya başladığında önce düşman bellettiklerinin dilini öğrenecek. İnsan yaşamını kendisine biçilenden kat kat daha fazlasıyla taçlandıracak yeni hastalıklı esaret biçimleriyle süsleyeceği sapkınlıkların ucunu sivrilterek büyüyecek. Bunlar yeryüzünün ölümlü tanrılarıdır! Cesaretlerinin ve yakıcı saldırganlıklarının ardında korkuları vardır. İdeallerinin ardında sapıklıkla beslenmiş kişilikleri vardır. Kaygılarının ardında kaygısızlıkları