8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 21:05
"İnsanın en çok saklamaya çalıştığı şeyler genellikle en kolay görülen şeylerdir." Mimariye,sanata,tarihe karşı ilgili iki genç sevgili Berkan ve Melike..Bu tutkuları minvalinde Büyükada’daki eski Rum Yetimanesi’ni ziyaret ederler,her şeyden habersiz.Ve bu keyifli ziyaretleri başsız bir cesetle karşılaştıkları an,korkunç bir anıya dönüşür. İstanbul Emniyeti Cinayet Büro’da görevli Başkomiser Nihat..Yılların deneyimine sahip,işinde başarılı ve herkes tarafından takdir gören biri.Van’dan gelerek ekibe yeni katılan Komiser Gülcan ile birlikte olay yerine geldiklerinde zor bir dava ile karşı karşıya olduklarını anlarlar,zira Adli Tıptan ceset ile ilgili kimlik tespitinin yapılamadığı bilgisi gelmiş ve olay yeri ekibi de cinayetin işlenmesinin üzerinden uzun bir zaman geçtiği için delillerin silindiğini,işe yarar bir sonuç elde edemediklerini haber vermişlerdir. İşlerin en içinden çıkılmaz göründüğü anda Adli Tıp uzmanı Adil Hoca titiz çalışmasıyla maktulün kimliğiyle ilgili kritik verilere ulaşır ki özellikle Adil hoca gibi bilim insanlarının her alanda olmasını o kadar arzuladım ki okurken!!Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı’nda Profesör Doktor olan Goncagül Hanım mesleğini incelikle yansıtmayı başarmış İstanbul Büyükada’da bulunan ceset bizi kâh Japonya'ya,Kamboçya'ya sürükleyecek;kâh bulunan bir delille M.Ö. 9.yy Van’ına kadar götürüp tarihîn tozlu sayfalarında yolculuk yaptırıp yeniden İstanbul’da döndürecek.Yapılan araştırmalar,açığa çıkan ve aranan kişilerle bu cinayet uyuşturucu işiyle mi alakalı çıkacak,yoksa tarihi eser kaçakçılığıyla mı?Ya da aşk veya intikam için işlenen bir cinayet mi olacak dersiniz? Sürükleyici,akıcı,oldukça sade bir dille yazılan bir kitaptı.Olay yeri ve bulguların detaylandırılması,tarih ve
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
Spoiler içermez.
6/10
·360 syf.··
2026 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 13:57
Açıkçası pek keyifle okuduğum söylenemez. Hikayesini çok daha farklı beklemiştim, okurken epey sıkıldım ve çok öteledim bitirmeyi... Kitaptaki olay, bir çocuğun ağzından yani ana karakterimiz olan Scout’un bakış açısıyla anlatılıyor. Scout, avukat babası Atticus, ondan 4 yaş büyük abisi Jem ile yaşıyor. Anneleri Scout daha çok küçükken ölmüş. Bir de sürekli yanlarına gelen, hem evin çalışanı hem de çocuklarla ilgilenen bir yardımcıları var. Siyahi bir adam beyaz bir kadına t-cav*z etme suçundan suçlanır. Scout’un babası Atticus, bu davayı çözmek üzere görevlendirilir. O dönemde ırkçılık çok ciddi bir meseledir ve bu dava dolayısıyla Scout ve ailesi birçok olumlu, olumsuz şeyler yaşar. Kitap bu olay üzerinde ilerliyor. Çocukların saf, filtresiz ve her şeyi olduğu gibi gördükleri o bakış açısı hakim kitaba. Hepimize olduğu gibi küçükken hayata bakışımız, çevremizdeki insanları tanıyış şeklimiz ve gördüğümüz muamelelere verdiğimiz tepkilere benzer tepkilerle Scout'un yaşadığı yeri, olayları ve insanları gözlemliyoruz. Kitabın bir çocuğun gözünden anlatılması aslında okuyucuya ayrı bir sorgulama ve farklı bir perspektiften bakma imkanı sunuyor çünkü çocuklar dünyayı henüz kalıplar ve önyargılarla tam olarak şekillendirmemiştir. Bu yüzden yetişkinlerin normalleştirdiği bazı davranışlar, onların gözünde tuhaf ve anlaşılmazdır. Atticus karakteri bu tuhaflıklar ve anlaşmazlıkları çocuklara çok güzel açıklıyor her defasında. Kitap 2 kısımdan oluşuyor. Birinci kısım kitaba adapte olmak adına karakterler ve yaşayış stillerine odaklanılmış ancak bence gereksiz uzun tutulmuştu. İkinci kısımda ise artık asıl olaylara geçiliyor ve her şeyin sebebi ile sonuçlarını görüyoruz yavaş yavaş ama bence ikinci kısım çok havada kalmıştı, merak ettiğim hiçbir şeye değinilmemişti mesela öcü
1000Kitap
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
M. SEDAT SERT -Merkezin Taşraya Bakışı, Taşranın Merkeze Mesafesi
10/10
·96 syf.·
2023 21. kitabı
Yeni sayımızın dosyası taşra üzerine olunca öncelikle kendi hayat serencamımı düşündüm, ömrümün bu vakte kadarki kısmının -şu an taşra addedilse bile- eski/yeni payitahtlarda geçtiğini fark ettim: Doğduğum şehir Kastamonu, Candaroğulları Beyliği’nin başkenti; üniversiteyi okuduğum ve birkaç yıl çalıştığım şehir Ankara, Türkiye’nin başkenti; yine üç yıla yakın çalıştığım Saraybosna, Bosna Hersek’in başkenti ve şu an rızkımı temin ettiğim şehir Bursa, Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti... Bu şehirler kendine has tarihi, geleneği, kültürü olan yerler. Kastamonu küçük yerdir. Evden çarşıya gidene kadar yol boyunca selamlaşacağınız birçok kişiye denk gelirsiniz. 1990’lı yıllar ve 2000’lerin başı itibariyle şehrin imkânları mahduttu. Ama bu mahdutluk bir mahrumiyet anlamına da gelmiyordu. Zira kanaat ekonomisi o yıllar için geçerliydi ve eldekiyle idare etmek de bugünkü nesil için anlaşılması zor bir meziyetti. Bir şeyin bol olması, ondan bıkmak veya o şeyi israf etmek demek değildir. Bugün gelinen noktada ise doyumsuz ve hep daha fazlasını isteyen bir ruh hâli esir aldı insanları... Ankara, taşra mıdır yoksa merkez midir, tartışmasına girmeden Ankara’nın hayatımdaki önemine kısaca değineyim: Bir derdim, mefkûrem, gayem varsa bu Ankara’nın sunduğu imkânlar çerçevesinde oldu. Üniversite yıllarımda ve çalışma hayatımda vaktimi doğru yerlerde ve doğru kişilerle geçirmeye gayret ettim. Bu da sonraki yıllar için iyi bir zemin teşkil etti. Ancak bugün benim için Ankara yaşanması zor bir şehir. Yeşilin gölgesinde, mavinin serinliğinde çalışıp dinlenmek varken altta asfalt, yukarıda gri gök, dört yanda beton cazip değil artık. Şimdi merkezin taşraya bakışını, taşranın merkeze mesafesini iki açıdan ele alabiliriz. Merkezin durumunu bir olay ve kitap üzerinden, taşranın durumunu ise
Taşra Mektubu OlayıPolat Onat · Düş Kurguları Yayınevi · 202311 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 15:03
İnsanlar dertleriyle var olurlar. Yaşamak gayesi dert edinmeyi gerektirir insana. Derdi olmayan insanın davası da olmaz. Bazen o kadar küçük şeyleri dert ederki insan büyük resmi göremez olur. Halbuki dert edinecek daha büyük daha önemli şeyler vardır. İnsan olmak gibi, mazluma kol kanat germek gibi, emanete sahip çıkmak gibi. Kendi dertlerimizi dert edinip toplumun insanlığın dertlerini unuttuğumuz için ileri gitmemiz gereken yerde git gide geriliyoruz. Bizden kilometrelerce uzakta olsa bile, dünya üzerinde bi can yanıyosa, bi çocuk yetim kalıyosa, zülum etrafı sarmışsa bu bize dert olması gerek, eğer bunu dert edinemiyosak insanlığımızı kaybettik demektir. Sevgili hocalarım da bu kitapta buna değinmişler tek gayemizin nefes almak olmadığını, bu dünyada boşa yaşamadığımızı, gelip geçerken küfemizi doldurmamız gerektiğini hatırlatmışlar bize. Her insanın içinde vicdan taşıdığını, bu vicdanı küçük dertlerle boğduğumuzu daha büyük şeyleri dert edinip, dava edinip bu uğurda çalışmamız gerektiğini anlatmışlar bize. Önümüzde sınav kağıdı gibi olan gazzeye mazlumlara yapılan işkencelere, ve bu durumun bizim vicdanımız üzerinde ki ağır yüke çok güzel dokunuşlar yapmışlar. İnsanoğlunun doğal dengeyi bozdukça kendinden uzaklaştığını kendini de bozduğunu bir kez daha göstermişler bize. Diğer kitapları gibi bu kitapta da öyle güzel noktalara dokunmuşlar ki insanın ruhu ferahlıyo. Bu seriyi o kadar çok seviyorum ki tüm seriyi bitirmek nasip olur inşallah.
Alıntı
Belki Derdimize Çare Bir ÇiçekM. Kemal Sayar · TK Kitap · 2025995 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
⚘️Merhabalar kitapsever dostlarım ⚘️Kitabın Adı- Anne ⚘️Kitabın Yazarı- T.M. Logan ⚘️Kitabın Sayfa Sayısı- 431 ⚘️Yazardan bu ay okuduğum üçüncü kitabı bu kitap. Öyle güzel bir kurgusu var ki her olay örgüsünde beni şaşırtıyor ve sonunda hep hiç beklemediğim bir şekilde ters köşe oluyorum. Sonuna kadar suçluyu öyle güzel gizliyor ki kim olduğunu asla anlayamıyorsun. Her tahmin bir sonraki bölümde çürüyor öyle bir kurgu diyeyim. Yazardan okuma yapmayan herkesin acilen yapması lazım yapacaklara şimdiden keyifli okumalar Cinayetle suçlandı, hüküm giydi ama artık özgür... ⚘️Kendi cenaze törenine katılan Heather; gölgelerin arasında gizlenerek tas tutan oğullarını keder içinde izliyor. Onların yanına gidip teselli edemiyor, sırrını anlatamıyor. Onlara tekrar kavuşup kavuşamayacağıysa belli değil. Oğulları onu affedebilecek mi bilmiyor. ⚘️Heather, on yıl önce evlatlarını uykuya yatırır ve kocası Liam'ın dönüşünü bekler ama bu gecenin ailesiyle geçireceği son gece olduğunun farkında bile değildir. Çünkü sabah uyandığında kocasını öldürmekle suçlanacaktır. ⚘️Her şeyini kaybeden Heather masumiyetini kanıtlamak, adını temize çıkarmak ve oğullarını geri kazanmak için çaresizce her yolu deneyecek, her şeyi yapacak... ⚘️Kitaptan Alıntılar ⚘️"Kendimi her şeyden kopmuş, bağımsız hissediyorum, sanki bulutlara uçup gidecekmişim gibi. Benim hayatım koca bir boşluk." ⚘️"Hiçbir dava aslında ümitsiz değildir.". ⚘️"Aile her şeyin önünde gelir, her şeyden daha önemlidir."
AnneT. M. Logan · The Kitap · 2025253 okunma