ddcp

Aralarında geçen sakin sohbet bir yalandı, ilişkilerinde henüz rahatlamamış ve çözülmemiş bir şeyler vardı ve bütün bu dostluk gergin, sinirli, huzursuzluktan ve tutkudan altüst olmuş bir yüze suni olarak takılmış bir maskeydi.
Reklam
Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde sözde gizli düşlerin bile belli ölçüde tensel gıdaya, duygulu ve canlı bir desteğe ihtiyacı vardı; aksi halde kanları çekilir, ışıma güçleri zayıflardı.
Önünde tüm yabanıllığı ve aşılmazlığı ile duran tehdit dolu zamanı balta girmemiş ormandaki oduncu gibi kudurmuş bir öfkeyle ve güçle yumrukluyor, dönüşü, yolculuk saatini, binlerce kez gözünün önüne getirerek kendini kandırdığı sahneyi, ilk kucaklaşmayı açıkça görebilmek için sabırsızlanıyordu.
Acz içinde geçen yıllar, dedi içinden, duygularımıza karşı acz içinde geçen yıllar: Dokuz yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor.
Tablodaki kadının ifadesi ciddi değildi, daha ziyade hüzünlü sayılırdı, sanki şunu anlatır gibiydi: “Sen beni unutmak istedin.”
Reklam