ddeadhopess

ddeadhopess
@ddeadhopess
46 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Henry Clark, henüz küçücük bir bebekti. Bir gece ortadan kaybolmasıyla birlikte bir ailenin yıkımı gerçekleşti. Annesinin arabasında küçük Henry’nin kanlı battaniyesinin bulunmasıyla birlikte tüm suç annenin üzerine yıkıldı. Doğum sonrası psikolojik sorunlar yaşayan, depresyonla mücadele etmiş bir kadının şüpheli listesinde bulunması kaçınılmazdı. Özellikle Henry’nin kanlı battaniyesi arabasında bulunduysa ve anneyle tek başınayken ortadan kaybolduysa. Kamuoyunun, insanların hatta kocasının bile onu suçlu bulup hükmünü verdiği bu olayda, gerçekten Henry’i öldüren annesi Colleen Clark’mıydı ? Colleen’i savunmak için tutulan sıradışı avukatımız Moxie, beraber çalıştığı özel dedektif Charlie Parker’la olayı araştırmaya koyuldu. Moxie hukuki yönden destek verirken, olayların derinine inen ve araştıran dedektif Parker’dı. Çok ses getiren bu olayın derinine indikçe sıradışı şeylerle karşılaşan Parker olayın basit bir kayıp vakasından çok daha fazlasını olduğunu gördü. Geçmişin hesaplaşmaları ve karanlık yüzü işin içine girince sırların tek tek açığa çıkmasıda kaçınılmaz oldu. Fazlada spoiler verip hikayenin gizemini bozmak istemiyorum. Ama sonuna kadar bu hikayede kimin katil olduğunu tahmin edemeyeceğiniz kesin. Çünkü olayın bağlandığı o karanlık gizem hikayeyi sadece polisiye olmaktan çıkarıp bambaşka yerlere sürükledi.
1000Kitap
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202669 okunma
Puan vermedi
Jo, uzun süredir birlikte olduğu James tarafından terk edildikten sonra büyük bir boşluğa düşer. Bu ilişkide kendinden verdiği ödünlerden ziyade çevresindekilerinde James’ten hoşlanmadığı gerçeğiyle de yüzleşir. En yakın arkadaşı Lucy ile de bu yüzden uzaklaşmışlardır. Tam da en kaybolmuş döneminde bazı dönüm noktaları yaşamaya başlar. Hastalanan Wilbur dayısının yerine bir süreliğine onun kırtasiye dükkanına bakmak için Londra’ya gider. Başlangıçta bir zorunluluk gibi görünsede, orda yaşadığı iç çatışmalar ve o kırtasiye dükkanında yeni insanlarla kurduğu bağlar onu iyileştirmeye götürür. Yavaş yavaş ilerleyen, sakin ve gerçekçi bir hikaye sunuyor. Özellikle Jo’nun Rahibe Ruth ve Malcolm ile kurduğu o yargısız, sıcacık dostluk bağı okurken beni çok güzeldi. Bazen en büyük şifayı, bambaşka jenerasyonlardan ve hiç beklemediğimiz insanlardan alabiliyoruz. Sakin, yormayan ve yepyeni temiz bir sayfa açma hissi veren bir eser olur kendileri.
1000Kitap
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202682 okunma
Puan vermedi
“Bir kedinin dokuz canı vardır. Üçünde oyunlar oynar, üçünde özgürce gezer, son üçünde de miskinlik yapar.” Lakin Grimalkin’de bir sorun vardır. O sadece tek bir hayat yaşayıp bu hayata gözlerini yummuştu. Şimdi önünde iki seçenek var. Dokuz canın hepsini yaşamak için elindeki fırsatı değerlendirecek mi? Yoksa tamamen bu hayata veda mı edecek? Grimalkin kalan hayatlarını yaşamayı seçti. Ancak bu sıradan bir yaşam değildi. Yaşadığı hayatların hepsinde görünmez bir kediydi. Yaşadı ama kimse bilmedi ve Grimalkin kalan hayatlarında sadece bir gözlemciydi. O bir hayalet kediydi. Tam sekiz hayaletlenme ve geçen 120 yıl. Gözlemlediği yüz yirmi yıl boyunca o kadar çok değişime ve yeniliğe şahit oldu ki. Aynı evin sınırları içinde her seferinde yeniden uyanıp, yeni insanların hikayesine konuk oldu. Her uyandığında evin geçirdiği değişim ve insanların yaşadığı çağı gözlemleyerek geçirdiği değişimler onu şaşırttı. Her dönemde yaşanan değişimler onu zamanla çağdaşlaşma yolunda değişime uğrattı. Kimse tarafından görülmeden ve hissedilmeden yaşanılan onca yılın ağırlığı vardı tabi. Tanık olunan nice olaylar, duygular, dönemler, değişimler. Çok sevdiği sahibi Eilidh’in kaybını bile yaşadı. İnsanların biri gitti diğeri geldi. Ev hep aynı kaldı ama yaşanan hayatlar ve onların eve dokunuşları her daim değişime uğradı.
1000Kitap
Hayalet KediAlex Howard · The Kitap Yayınları · 202686 okunma
Puan vermedi
Bir sokakta parası için dövülen Olgu’yu bulmalarıyla başlamıştı onların hikayesi. Küçük Olgu henüz 12 yaşında olmasına rağmen kötülükle çok erken tanışmıştı. Ailesinin ölümünün ardından eniştesinin ve halasının elinde heba olmuş ve sokaklara düşmüştü. Ancak hikayesi onlarla tanışınca bambaşka yönlere evrildi. Artık o da çocuk olabilirdi. Kaan ve tayfası bir arada yaşayan, hayatı birlikte sırtlayan birbirine yoldaş olmuş sekiz kişiydi. Duruşu ve masum tavırları dolayısıyla Olgu’yu da aralarına katmakta zorluk çekmediler. Ona bir abi ve abla oldular. Olgu’nun aslında maddi durumu iyi bir aileye sahip olduğunu ancak ailesi ölünce enişte ve halasının bunlara konduğunu ve yaptıklarını öğrenen tayfa Olgu’nun yaptığı anlaşmaya göre ona intikamında yardım edecekler, Olgu ise maddi durumlarının kötü olduğu bu zamanda onlara destek olacaktı. Aslında sadece bununla sınırlı kalmadı kitap. Define arayışımızda vardı kitapta. Kaan zekasıyla definenin yerini çözmeye çalışırken bir çok kötü adamlada karşı karşıya kaldılar. Kaan’ın zekice yaptığı planlarla tehlikeleri tek tek püskürttüler. Olgu’nun yardımlarını misliyle geri ödediler. Çünkü Olgu, bu tayfanın küçük kardeşiydi onlar için. Bir intikamdan yada paradan daha fazlası. Sadece Olgu’da değil ihtiyacı olan herkese kol kanat gerdiler. Aynı zamanda küçük Olgu’muz zekası ve görünüşüylede Kaan’ın küçük bir kopyası gibiydi. Bodrum’un sokakları onları birleştirdi. Küçük Olgu, abileri ve ablalarıyla yeniden bir aile sıcaklığına ulaşırken, Kaan ve tayfasının evine neşe geldi. Bodrum onlar için artık daha yaşanılası
1000Kitap
O Benim AbimKaan Koç · Kent Kitap · 202655 okunma
Puan vermedi
Gerilim ve psikoloji kokan bir kitapla geldim bugün. Kapaktaki o göz bir metafordan daha fazlası. İnanın bana bir süre mavi göz görmek istemeyeceksiniz. Biraz konusundan bahsedecek olursam; Ji-won ve ailesinin etrafında şekillenen sıradan bir ailede başlıyor. Babasının evi terk etmesiyle hayatları alt üst olan bu aile, annesininde bu duygusal boşlukta George isimli asyalı kadınlara karşı zaafı olan bir adamla görüştüğünü duyduklarında hayatlarında biraz daha çatırdamalar oluyor. George zamanla onların hayatlarında daha fazla yer kaplamaya başlıyor. Öyle ki evlerinde bile yaşamaya başlıyor. Bu noktadan sonra işler daha da karışıyor. Bu itici karakterin mavi gözleri Ji-won’da bir takıntıya dönüşüyor. Her baktığı yerde gördüğü mavi gözler Ji-won’da onları yeme açlığına dönüşüyor. Başta kabuslarla başlayan bu açlık, öfkesi ve psikolojisi kontrol edilemez bir boyuta ulaştığında gerçekliğe dönüşüyor. Sonrası ise bir kadının kendini kontrol edemeyen canavarlaşma hikayesi. Psikolojik çöküşler ışığında yavaş yavaş intikam arzusu tarafından ele geçirilen bir kadının kendini kaybetme hikayesi diyorum ben bu kitaba. Genele baktığımızda bir anda kendini kaybeden bir kadın görmüyoruz. Yavaşça ve sinsice ilerleyip bir noktada kontrol edilemez bir şeye dönüşüyor ve bir intikam hiç bu kadar gerici olmamıştı.
1000Kitap
Gözleri En Güzel YeriMonika Kim · The Kitap · 2026138 okunma