Henry Clark, henüz küçücük bir bebekti. Bir gece ortadan kaybolmasıyla birlikte bir ailenin yıkımı gerçekleşti. Annesinin arabasında küçük Henry’nin kanlı battaniyesinin bulunmasıyla birlikte tüm suç annenin üzerine yıkıldı. Doğum sonrası psikolojik sorunlar yaşayan, depresyonla mücadele etmiş bir kadının şüpheli listesinde bulunması kaçınılmazdı. Özellikle Henry’nin kanlı battaniyesi arabasında bulunduysa ve anneyle tek başınayken ortadan kaybolduysa. Kamuoyunun, insanların hatta kocasının bile onu suçlu bulup hükmünü verdiği bu olayda, gerçekten Henry’i öldüren annesi Colleen Clark’mıydı ?
Colleen’i savunmak için tutulan sıradışı avukatımız Moxie, beraber çalıştığı özel dedektif Charlie Parker’la olayı araştırmaya koyuldu. Moxie hukuki yönden destek verirken, olayların derinine inen ve araştıran dedektif Parker’dı. Çok ses getiren bu olayın derinine indikçe sıradışı şeylerle karşılaşan Parker olayın basit bir kayıp vakasından çok daha fazlasını olduğunu gördü. Geçmişin hesaplaşmaları ve karanlık yüzü işin içine girince sırların tek tek açığa çıkmasıda kaçınılmaz oldu.
Fazlada spoiler verip hikayenin gizemini bozmak istemiyorum. Ama sonuna kadar bu hikayede kimin katil olduğunu tahmin edemeyeceğiniz kesin. Çünkü olayın bağlandığı o karanlık gizem hikayeyi sadece polisiye olmaktan çıkarıp bambaşka yerlere sürükledi.