Selammlar!
Bugün okuduğum ilk hasan ali yücel klasiğinden bahsedeceğim. Spoiler içerirr.
Gurur ve Önyargı
Kitabın ilk 250 sayfası gerçekten çook sıkıcıydı. Beş tane kız var hepsinden "Miss. Bennet" diye bahsediliyor, kimi zaman hangi kardeşten bahsedildiğini anlamadım. Kitap içine almadı, atmosfere çok adapte olamadım.
Bu haliyle kitap 5/10 bir kitaptı
Amaaa
Elizabeth'in yengesi hikayeye girdikten sonra seyahate gidildiği an kitap çok farklılaştı. Bir anda aşk okumaya başladık ve çok samimiydi. Yani ilk 250 sayfayi 5 günde okumama rağmen son 150 sayfayi bir günde bitirdim.
Elizabeth, Elizabeth'i gerçekten sevdim. Çok samimi ve o dönemin gerçeğinden bir insan gibi hissettirdi(o dönem hakkında çok fikrim yok) Yani gerçekten bağ kurduğum bir karakter oldu. Sevdiğim karakterlere büyük bir hızla girdi.
Jane, Jane'i de sevsemde bazen iyi niyeti kriz geçirtti. Her şeye bu kadar pozitif olamazsın. Ama sonunda istediği mutluluğa ulaşması benii mutluu etti.
Mary, biraz triplerde. Ben dönemimden farklıyım. Çok okuyorum ve cok zekiyim. Ahh cahil insanlar, tribi biraz komikti.
Kitty, başlarda o da Lydia gibiydi ancak sonra aileninde farkına varmasıyla onu daha doğru yönlendiriyorlar. Bir duygum yok kendisine.
Lydia, erkek peşinde olan bir kız. Günümüzde yaşasa çorap gibi sevgili değiştiren tiplerden olurdu. Birde evlenirken ablalarıyla olan konuşma tavrı. Saygısız.
Mr. Darcy, başlada kibirli olduğu icin biraz itici bulmuştum ancak aşkın onu düzeltmesi çok güzel işlenmişti. Sevdim kendilerini
Mr. Bennet, açıkçası kötü bir baba bence çocuklarıyla asla ilgili değil, sadece Elizabeth'i seviyor ve diğerleri umrunda bile değil gibi. Kitapta karısına karşı olan davranışları açıklansa da hoş değildi. Ancak kitaba eğlence kattı, okuması keyifli bir karakterdi.
Mrs. Bennet, seni
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,8bin okunma
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
bensiz mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldımı
felâketim olurdu ağlardım