“Bilmiyorum nerdeyim ne haldeyim, ben kimim?
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim,
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.
Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu,
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu,
Bir gül için bülbülün saçlarını yolduğu,
Aşkın harman olduğu o mevsim sende kalmış.
Nerede o çocuksu o şımarık hallerim?
Saçlarına hasreti tanımayan ellerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim,
Tekmil neş’em, sevincim, hevesim sende kalmış.
Ayıplama kınama kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben “aklımda” diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.
Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok,
Zaten senden ziyade sohbetim sözüm de yok,
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok,
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.
Allahım düşmanımı düşürmesin bu za’fa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem notalar do re mi fa,
Sôl diyorum sana sôl, lâ sesim sende kalmış.