Dönüp de hayatımın o altüst olan dönemine baktığımda oradan ne kadar çok güzellik çıktığını görmek tuhaf geliyor. O dönem bana sorsanız her şeyin sonsuza dek mahvolduğunu söylerdim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama gerçek hayatta hiçbir şey o kadar basit değildi tabii.
Gerçek insan etkileşimleri milyonlarca küçük, hareketli parçadan oluşurdu. Tek bir değişmez durumdan değil: okunması, deşifre edilmesi, değerlendirilmesi ve dikkat edilmesi gereken bir işaretler senfonisi.
İptal.
Şaşırtıcı derecede iyi geliyordu.
Bunların hiçbirini yapmak zorunda değildim.
Bu fikir rahatlama hissiyle sarmalanmamı sağlıyordu. Durmaksızın acı çekmek zorunda değildim.
Öylece... bırakabilirdim.
Bu da bir zaferdi. Sayılırdı yani. Öyle değil mi?
Hani evren sizinle uğraşıyormuş gibi hissettiğiniz günler vardır ya, bilir misiniz? Aslında evrenin oturup sizin şahsi felaketiniz için plan yapamayacak kadar meşgul olduğunu biliyorsunuzdur ama yine de size öyle gelir.
Belki de bu mükemmel adam o kadar da mükemmel değildi. Haksızlık. Ben onun, bütün sorunlarımı çözeceğine karar vermemiş miydim çoktan?
İşleri yoluna koyması gerekiyordu, daha beter etmesi değil. Endişelerimi yatıştırması gerekiyordu, bana daha çok endişe yüklemesi değil. Bana kendimi iyi hissettirmesi gerekiyordu, korkunç değil.