Zihnindeki umutsuzluk gövdesine ve kollarıyla bacaklarına da sirayet etmiş gibi, bütün benliği pişmanlık ve acı içindeydi. Umutsuzluğu her bir zerresini sömürgeleştirmiş gibi.
Gitgide büyüyen umutsuzluğu, taşıyamayacağı kadar ağır bir yük gibiydi. Rafta bir National Geographic vardı.
O derginin kapağına - bir kara delik resmine - bakarken, aslında kendine baktığını fark etti. Bir kara deliğe. Can çekişen, kendi içine çöken bir yıldıza.