Bir insanın hayatına girmenin, büyülerle dolu bir yeraltı labirentine girmeye benzediğini, birisinin hayatına girdiğinde oradan girdiğin insan olarak çıkamayacağını henüz bilmiyordum. Hayatımı roman okur gibi, etkilenerek ama istediğimde duyguların çemberinin dışına çıkabileceğim bir güvenlikle yaşayabileceğimi sanıyordum.
Bu duyguların anlamsız olduğunu bilecek kadar aklım vardı ama bu duyguları hissetmeme engel olacak gücüm yoktu. Sanki duygularım benim dışımda, benden bağımsız bir at sürüsü gibi koşuyordu, onları durduramıyordum, üstelik sık sık da yön değiştiriyorlardı.
-Bu mu, dedi, insanlığın sırrı...Ölümle hayat arasında bir tercih yapmak mı?
-O söz daha ziyade bir kararsızlığı ifade ediyor bence, dedim.
-Kararsızlık mı? Benim gördüğüm insanlar çok kararlı.
-Hangi konuda kararlılar?
Israrla aptalca kararlar vermek konusunda kararlılar...