Av. Dr. Tolga Ersoy

Av. Dr. Tolga Ersoy
@de_legibus
"Zorluklar aşılmak için vardır." Feldmareşal H. von Moltke
Avukat, İstanbul Barosu. Dr. Öğretim Görevlisi, Yeditepe Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Tarih Bölümü
Doktor (MSGSÜ SBE Ortaçağ Tarihi)
İstanbul
İstanbul
15 kütüphaneci puanı
679 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Türk tefekkür tarihinin tetkiki için sadece akademik neşriyatın incelenmesi yeterli değildir. Bilhassa eski dönemin birçok özgün makalesi, hâtıra yazıları, polemikleri gazete köşelerinde kalmış ve unutulmuştur. Filozof Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Tasvir Gazetesinin 11 Haziran 1948 tarihli nüshasında neşredilen "Hâtıra Defterimden Bir Yaprak: Türklük Âleminde Turancılık Fikrinin İlk Adımları" başlıklı hâtıra yazısında İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura'nın kendisine yazdığı mektuplara yer verilmiştir. Bu mektuplar biyografik vesika niteliğinde olduğu gibi, Bölükbaşı'nın yazısının da tanıklık değeri vardır. Gerek Gaspıralı'nın gerekse Akçura'nın kendisinden talebi üzerine on Asyalı Türk gencine evinde fahri olarak ders verdiğini anlatır. Akçura'nın neşretmekte olduğu Türk Ocağı'nın mecmuasının (Türk Yurdu) masraflarını Sultan Abdülhamit'in oğlu şehzade Selim Efendi'nin ihsan ettiğini belirtir ki hanedan içinde Türkçülük fikriyatına yakın bir şehzade bulunması hem Osmanlı tarihi hem de Türkçülüğün tarihi açısından kıymetli bir malûmattır. Bölükbaşı, Ziya Gökalp'in Türkçülük anlayışına ise uzak durduğunu bilhassa ifade eder. İsmail Gaspıralı'nın eşi ve oğlunun askerî mütekaitlerden olan ve Ankara'da hocalık yapan Kırımlı bir öğretmen ile kendisini ziyaretine geldiğini anlatan Bölükbaşı, bu sohbette dönemin Bolşevik hükümetinin Kırımlı münevver Müslümanları Sibirya'ya sürdüğünü, bu aydınların sürgün yolunda hayatlarını kaybettiklerini belirterek yazısını noktalar: Bu sohbetten sonra da Kırımlı münevver Müslümanlardan bir daha haber alamamıştır.
Türkçülük
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Ressam Tuncer Ersoy vakfımızın konuğuydu! Değerli sanatçımızı ağırlamaktan ve ona vakfımızda üretilen el emeği göz nuru eserimizi takdim etmekten gurur duyduk. Bu anlamlı ve keyifli ziyaret için kendilerine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. ✨” - Bodrum Sağlık Vakfı, 23 Mayıs 2026.
Arşivden eski bir bayram gazetesi: 11 Kasım 1978 tarihli Milliyet Gazetesi'nde gazetecilikteki kıdemi dolayısıyla "Şeyh-ül Muharririn" olarak anılan Burhan Felek ve aslen edebiyat tarihçisi olup dinler tarihi alanında da araştırmalar yapan Dr. Abdülbaki Gölpınarlı aynı sayfayı paylaşıyor. Felek'in aynı başlıkta birden fazla Kurban Bayramı yazısı vardır ve vefatından önce kaleme aldığı son yazı da yine "Kurban" başlıklı bir bayram yazısı olmuştur. Mekânları cennet olsun.
Kurban Bayramı
“Ağaçlar yeryüzünün göğe yazdığı şiirlerdir.” Halil Cibran
Dr. Oder Alizade’nin "Hunların Dünyası: V. Yüzyıl Armeniya Müverrihlerinin Anlatımında" başlıklı eseri, V. yüzyıl Ermeni tarihçiliğinde Hunlara dair kayıtları sistematik biçimde inceleyen kaynak merkezli bir çalışmadır. Agatʿangeğos, Pʿawstos Buzand, Egişe ve Ğazar Pʿarpetsʿi gibi temel Armenia müverrihlerinin anlatıları değerlendirilmiş; Hunların siyasî, askerî, dinî ve kültürel görünümleri Armenia kaynaklarının perspektifinden ele alınmıştır. “Hun Tasavvuru”, “Hunlar ve Hristiyanlık”, “Hun Ülkeleri ve Hudutları” ile “Hun Savaş Stratejisi ve Taktikleri” gibi bölümler, bu çalışmanın yalnız tarihî vakıa anlatısı olmayıp, aynı zamanda Hunlara dair zihniyet dünyasına, tarihî coğrafyaya ve terminolojiye yöneldiğini göstermektedir. Hunların Güney Kafkasya siyaseti içerisindeki çok yönlü rolleri ise ayrıca tahlil edilmiştir: Armenia krallıkları ile Sâsânî siyaseti arasındaki mücadelelerde Hunların bazen müttefik, bazen rakip unsur olarak incelenmesi, bölgesel güç dengelerindeki etkin konumunu ortaya koymaktadır. Bilhassa “Parslar Karşısında İki Ayrı Hun Dünyası” başlıklı bölüm, Hazar’ın doğusu ve batısındaki Hun topluluklarını birbirinden ayırarak daha karmaşık bir Hun dünyası tasviri sunmaktadır. Kuşan etnonimiyle adlandırılan Hunların tetkik edildiği bölüm ayrıca kıymetlidir. Bu yönüyle eser, historiografik ve metodolojik bakımdan Armenia kaynaklarını merkeze alarak Hun tarihçiliğine yeni bir bakış kazandıran, önemli bir çalışma niteliği taşımaktadır.
Hunlar