Av. Dr. Tolga Ersoy

Av. Dr. Tolga Ersoy
@de_legibus
"Zorluklar aşılmak için vardır." Feldmareşal H. von Moltke
Avukat, İstanbul Barosu. Dr. Öğretim Görevlisi, Yeditepe Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Tarih Bölümü
Doktor (MSGSÜ SBE Ortaçağ Tarihi)
İstanbul
İstanbul
15 kütüphaneci puanı
678 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2025 00:00
İKTİDARIN HİZMETİNDEKİ HAKİKAT: MISIR KONSEYİ ROMANINDA BİLGİ VE GÜÇ İLİŞKİSİ Leonardo Sciascia’nın Mısır Konseyi (Il Consiglio d’Egitto, 1963) romanı, tarihî bir olaydan yola çıkarak kurgulanan; hukuk, iktidar, adalet ve manipülasyon temalarını ustalıkla işleyen, siyasi alegori niteliğindeki bir yapıttır. Sciascia, 18. yüzyıl sonlarında Sicilya'da geçen gerçek bir skandaldan esinlenerek, tarihî olayları hem bireysel hem toplumsal bağlamda sorgulamıştır. Roman, dönemin yozlaşmış aristokrat yapısına, kilisenin gücüne ve adalet sisteminin keyfiliğine dair güçlü bir eleştiriyi içermektedir. Romanın merkezinde, yoksul kökenli bir rahip olan Don Giuseppe Vella yer alır. Vella, sahte bir Arapça el yazması uydurarak Mısır Konseyi adlı hayalî bir vesikada, Sicilya’daki Müslüman yönetiminin hukuk sistemine dair bilgiler bulunduğunu iddia eder. Bu vesikaya dayanarak Sicilya aristokrasisinin toprak ve yetki haklarını tartışmaya açar. Vella’nın uydurması kısa sürede ciddiye alınır ve hem siyasî hem dinî otoriteler tarafından desteklenir. Ancak bu aldatmacanın çevresinde gelişen olaylar, aydın bir yargıç olan Francesco Paolo Di Blasi’nin özgürlükçü ve reformist fikirleriyle kesişir. Di Blasi, gerçek anlamda toplumsal adalet ve anayasal yönetim talep ederken, Vella sahtecilikle sistemin içinde yükselir. Sciascia burada tarihsel bağlamı modern İtalya’nın siyasi ve etik sorunlarıyla ustaca harmanlar. Romandaki ironi ve eleştirel yaklaşım, bilhassa entelektüellerin yozlaşan sistem içindeki rollerini ve adaletin ideolojik olarak nasıl eğilip büküldüğünü ortaya koyar. Ayrıca Mısır Konseyi, bilgi üretiminin iktidarla ilişkisini, sahte belgelerle dahi olsa nasıl bir güç alanı oluşturulabileceğini sorgular. Dolayısıyla roman, yalnızca bir tarihî kurgu değil; aynı zamanda modern çağa dair
Edebiyat
Mısır KonseyiLeonardo Sciascia · Can Yayınları · 200710 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·285 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2022 00:00
MUHTEMEL BİR GELECEKTEKİ TEOKRATİK DİKTATÖRLÜĞE KARŞI DİRENİŞ Robert A. Heinlein’in "2100 Yılında İhtilal" adlı yapıtı, teokratik bir diktatörlüğün hüküm sürdüğü distopik bir Amerika Birleşik Devletleri kurgular. Bu gelecekte, kendini peygamber ilan eden bir lider, devlet ve dini tek bir baskıcı yapı altında birleştirerek kişisel özgürlükleri boğan mutlak bir otoriteye sahiptir. Hikâye, bu liderin seçkin muhafız birliklerinden birinde görev yapan Teğmen John Lyle’ı merkezine alır. Lyle, bir zamanlar hizmet ettiği tiranlığın gerçek yüzünü yavaş yavaş fark edip inancını kaybederken, aynı zamanda zalimliği devlet politikası hâline getiren bu düzeni yıkmak için harekete geçen gizli bir direnişin varlığını da keşfeder. Heinlein, sırlar, ihanetler ve kaynayan bir isyan duygusuyla dolu gergin bir atmosfer kurarak Lyle’ın aydınlanma sürecini ve bu baskıcı sisteme karşı geliştirilen direnişi ustalıkla betimler. Bu bilimkurgu romanının en çarpıcı unsurlarından biri, özellikle dinî sadakat kisvesi altında kontrolsüz gücün doğurabileceği tehlikeleri açıkça ortaya koymasıdır. Heinlein’ın inanç, yönetim ve bireysel vicdan konularındaki sorgulamaları, modern standartlar için bile şaşırtıcı derecede derinlikli bir yaklaşıma sahiptir. Öykü, karizmatik bir figüre gereğinden fazla nüfuz tanındığında, başlangıçta değerli görünen ideallerin ne kadar kolay yozlaşabileceğini sorgular. Hikâyede yer alan yeraltı direniş örgütleri ve gizli ittifaklar, sıradan insanların despotizm karşısında özgürlüklerini korumak için ne kadar ileri gidebileceklerini gözler önüne serer. İlk olarak 1940’ta yayımlanmış olmasına rağmen, bu yapıt halen güncelliğini korumaktadır. Romanın otoriter yönetimler altında sivil özgürlüklerin ne kadar kırılgan olduğunu vurgulayan uyarısı, günümüzde de yankı bulmaya devam
Bilim-Kurgu
2100 Yılında İhtilalRobert A. Heinlein · K Yayınları · 197519 okunma
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 00:00
TARİHSEL SOSYOLOJİ PERSPEKTİFİNDEN BOZKIR İMPARATORLUKLARI Prof. Dr. Mahmut Arslan'ın "Step İmparatorluklarında Sosyal ve Siyasî Yapı" başlıklı yapıtı, tarihsel sosyoloji literatürüne önemli bir katkıdır. Yapıtın birinci bölümü, steplerde ekonomik ve sosyal hayatı ele almakta olup, step insanının at ile ilişkisi, at kültü, "uşaklık" meselesi, step aristokrasisi ve göçebe ekonomisinin karakteristik özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölüm, sosyal yapının tetkikine ayrılmış olup, aile, soy (oğuş), leviratus, sop (klân, semiyye), boy (oymak, uruğ), ok (uz, oğuz), il (devlet) konuları ele alınmıştır. Steplerde siyasî yapının tetkik edildiği üçüncü bölümde, ilin bir siyasi kuruluş olarak ele alındığı, step devletlerindeki ikili teşkilat ve "çifte hükümdarlık" konusunun tartışıldığı, ordu, siyasi faaliyet, orun ve uluş konularının değerlendirildiği görülmektedir. Dördüncü bölüm, step göçebe hukukunu değerlendirmekte olup, Hun, Göktürk, Uygur Devletinin hukuk sistemleri kamu hukuku, ceza hukuku ve özel hukuk yönleriyle incelenmiş, Moğolların hukuk sistemi de, Moğol Kanunları, Cengiz Han'ın büyük yasası, aile ve miras hukuku, yeni Tsaayin Biçik (Oyrat-Moğol Kanunu) ve aynî haklar konuları değerlendirilmiştir. Bozkır medeniyetine dair tarihsel kayıtların sosyolojik açıdan değerlendirmesi yönünden bilhassa bu yapıtın neşredildiği 1984 yılında literatürün durumu düşünüldüğünde, önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz.
Tarihsel Sosyoloji
Step İmparatorluklarında Sosyal ve Siyasi YapıMahmut Arslan · Edebiyat Fakültesi Basımevi · 19841 okunma
10/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2024 52. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 00:00
OSMANLI'YA BATILI BİR BAKIŞ: RICAUT VE YAPITI Paul Ricaut’un “Türklerin Siyasi Düsturları” adlı yapıtı, 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi, idari ve toplumsal yapısını analiz eden önemli bir çalışmadır. Ricaut, İngiliz bir diplomat ve tarihçi olarak Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapmış ve gözlemlerini bu kitapta detaylandırmıştır. Kitap, dönemin Osmanlı yönetim sistemini, toplumsal yapısını ve devletin işleyişini Avrupalı bir gözlemci perspektifiyle anlatmaktadır. Ricaut’un yapıtı, Batı dünyasında Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik merak ve bilgi açlığını gidermeye yönelik önemli bir kaynaktır. Kitapta, Osmanlı bürokrasisi, askerî yapısı, dinî ve sosyal hayatı hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş, Osmanlı yönetim sisteminin Batı’daki yönetim sistemlerinden nasıl farklılık gösterdiği vurgulanmıştır. Ricaut, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun meritokratik yapısına ve güçlü merkezi otoritesine dikkat çekmektedir. Yapıtta dikkate değer olan bir diğer unsur ise Ricaut’un Osmanlı toplumunu objektif bir şekilde değerlendirme çabasıdır. Dönemin birçok Avrupalı yazarının aksine, Osmanlılar hakkında dengeli bir bakış açısı sunmaya çalışmış ve sadece olumsuz yönlere değil, olumlu ve etkileyici unsurlara da yer vermiştir. Bu durum, yapıtın güvenilirliğini ve tarihî değerini artırmaktadır. Ancak, Ricaut’un yapıtı, tamamen tarafsız bir bakış açısı sunmamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nu Avrupa'nın standartlarına göre değerlendiren Ricaut, zaman zaman Avrupa merkezli bir bakış açısına kapılmaktadır. Osmanlı sistemini anlamaya çalışırken, kendi kültürel ve tarihsel bağlamından etkilenmiş ve bazı konularda önyargılı yorumlar yapmıştır. Neticede, Ricaut’un yapıtı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 17. yüzyıldaki yönetim ve toplumsal yapısını anlamak için değerli bir kaynak
Tarih
Türklerin Siyasi DüsturlarıPaul Ricaut · Tercüman Yayınları · 197615 okunma
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 69. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2023 00:00
DR. ETHEM BAKAR'IN UNUTULMUŞ YAPITININ YENİDEN NEŞRİNE DAİR Dr. Ethem Bakar (1877-1945), kendi neslinin iyi eğitim almış, çalışkan bir hekimidir. Diyebiliriz ki ilk defa 1909 yılında neşredilmiş "Terbiye-i İrade" [İrade Terbiyesi] adlı eserindeki ilkelerini kendi hayatına başarıyla tatbik etmiştir. Dönemin en yaygın hastalığı olan verem hastalığına dair mesaisi, araştırmaları ve neticesi dahi bunun göstergesidir. Genellikle ilginç bir şekilde günümüz Türkiyesinde aşırı popülerlik kazanmış bir kitap olan Jules Payot'nun "İrade Eğitimi" ile mukayese ediliyor. Cemil Meriç'in aslında Bakar'ın yapıtına atıf yaptığı, ancak bu atfın sehven Payot'ya yapılmışcasına defalarca kullanıldığı hususları hayli yazılıp çizilmiş. Hatta döneminin aydınları arasında yaygın bir pozitivist/ilerlemeci dünya görüşünde olması da bir kusur gibi tenkit edilmiş bazı kalem erbabınca. Oysa bir önemi yok bunların. Zira Bakar'ın eseri, memleketimizde alanında ilk çalışmalardandır ve objektif bir yaklaşımla okunduğunda günümüzün birçok kişisel gelişim kitabında (mesela Alışkanlıkların Gücü, Atomik Alışkanlıklar gibi kitaplarda) işlenen birçok düşüncenin Bakar'ın yapıtında da bulunuyor olması dikkat çeken bir husustur. Bakar, kitabın önsözünde Payot'nun "L'Education de la Volonté" [İrade Eğitimi] yapıtının özgünlüğünü belirtir ve vesile olduğu tartışmalardan bahseder. Ancak neden Payot'nun yapıtını çevirmektense, aynı konuda telif bir çalışma yaptığını şu şekilde ifade eder: "Böyle olmakla beraber, Payot'nun gerek neşrediliş tarihi gerekse ilmî kıymeti itibariyle birinciliği elinde tutan eserini aynen tercüme etmeyi münasip görmedik. Zira bu kitaptan sonra neşredilen kimi eserlerde pek mühim gördüğümüz, irade terbiyesi meselesinde birçok kıymetli husus vardır ki bunları ihmal etmeye kesinlikle razı
İrade TerbiyesiEthem Bakar · Ketebe Yayınevi · 20231,237 okunma