“bazı insanlar metanetle acı çeker. bazıları da beceriksizce. bazıları bunu sessizce, şiirsel bir biçimde yapar. parisa bunu inatla ve anlamsızca yapıyor ve ardı arkası kesilmiyor. sırf yenilgiden kaçınmak, hiçlikten fazlasını hissetmek için. her şeyden öte, kibirli bir tavırla yapıyor. parisa güzel olan her şey gibi: var olmama fikrine tahammül edemiyor.”
düşüncenin tehlikeli yanı buydu. düşünceler o kadar nadiren bir kenara atılırdı ki bir kere bunları alıp oyun oynamaya başladığınızda, başarılı bir şekilde değiştirilmiş bir zihin geri dönemezdi, dönse bile bu çok nadiren olurdu. hisler daha kötüydü. kaynakları unutulsa bile, hisler asla unutulmazdı.
“ama bir başka kişiye ait olma yükünü taşımadan tatmin olabileceğimizi, bir başkasının diğer yarısı olmadan büyük mutluluğu deneyimleyebileceğimizi ve böylece onların zayıflıklarına, kusurlarına, başarısızlıklarına ve bir çok tahammül edilmez çatlaklarına razı olmadığımızı anladığımız anda özgür kalıyoruz, öyle değil mi?"