“güzelliğin hiçbir anlamı yok. herkesin algısı kusurlu. kültürel propaganda tarafından beyinlerine işlenen standartlara sahipler. kimsenin gördüğü gerçek değil, sadece nasıl algıladıkları gerçek.”
es kaza iyimserlik hissedecek olduğunda, zihni ve bedeni bir virüsü öldürmek istemiş gibi hızla saldırıya geçiyordu. umut hisleri mi? kanser gibiydi. belki de sistemik bir şeydi, bir ömür boyu süren kurumsal bir güvensizlik meselesiydi. tristan sürekli olarak işler yolunda gittiğinde, büyük bir oyuna geldiği hissine kapılıyordu.