Belki de bir kişiyle başlıyordur. Güvendiğin biriyle. Onun için Zırhınin bir parçasını çıkarırsın; Seni irkiltse de ışığın içeri girmesine izin verirsin. Belki de yumuşak fakat güçlü olmayı böyle öğrenirsin, korku ve belirsizlik içinde olsan bile. Bir insan, bir parça zırh.
Fakat daha sonra mektupları Iris'in yazımından ve paylaştığı anılardan bir hayli etkilendiği için okuduğunu fark etti.Bazen Sözcükleri ve dili nasıl büktüğünü derinlemesine inceler, bu yeteneğine hem imrenir hem de hayranlık duyardı.
"Peki bu nasıl bir his?" diye sordu Roman. "Bu hissi nasıl tanımlarsın?"
Iris bir an için sessiz kaldı.
"Cevap vermek zorunda değilsin" diye hızlıca ekledi Roman.
"Ayağına fazla küçük gelen ayakkabılar giymek gibi." diye fısıldadı Iris. "Her adımda fark edersin. Topuklarının su toplaması gibi. Göğsünde hiç erimeyen bir buz kütlesi varmış gibi. Tek Seferde yalnızca birkaç saat uyuyabiliyorsun çünkü aklın hep onun nerede olduğunda ve tüm endişelerin rüyalarına sızıyor. Yaşıyor mu , yaralı mı , yoksa hasta mı? Bazı günler ne pahasına olursa olsun onun yerine ge çebilmeyi diliyorsun. sırf ne halde olduğunu bilmenin vereceği huzura erişebilmek için."
Bence hepimiz zırh giyiyoruz.Bence giymeyenler aptallık ediyor, dünyanın Keskin Kenarları tarafından tekrar tekrar yaralanmanın acısını yaşama riskine giriyorlar.Ama bu aptallardan öğrendiğim bir şey varsa o da savunmasızlığın çoğumuzun korktuğu bir güç olduğu.