...Uyanıp adını hatırlamayabilirdi,hayatı boyunca yazdığı bütün kelimeleri unutmuş olabilirdi. Fakat Iris'in teninin kokusunu, sesinin tınısını asla unutmazdı. Ona nasıl baktığını. Kendinden emin ellerini.
Ne yukarıda ne de aşağıda bunu benden tekrar çalabilecek bir büyü yok.
Bir daha asla
Bir daha asla zayıf düşmeyecekti.
Bir daha asla birinin insafına kalmayacaktı. Bir daha asla başarısız olmayacaktı.
Bir daha asla ,asla, Bir daha asla.
Yüce Akhilleus. Zeki Akhilleus, ışıl ışıl Akhilleus, tanrılara benzeyen Akhilleus... Övgü dolu sıfatlar nasıl da üst üste yığılıyor. Biz ondan bahsederken bu isimlerin hiçbirini kullanmazdık. Biz ona "Kasap" derdik.
Yazarlık bu denli yalnız bir faaliyet. Yarattığın şeyin herhangi bir kıymeti olduğuna dair hiçbir güvencen yok, bu kör yarışta geride kaldığına dair her türlü işaret ümitsizlik çukurlarına atıyor seni. Sen kendi önündeki kağıda bak, diyorlar. Ama diğer herkesin kağıtları sürekli gözümün önünde uçuşurken bunu yapması zor.