8/10
·488 syf.··
2026 26. kitabı
Merhabalar sevgili kitap severler nasılsınız? Bugün sizlere @serkan_karaismailoglu ’nun kaleminden çıkan serinin ikinci kitabı #arachoidmater ile geldim. İlk kitap #piamater ’de başlayan hikâye, bu kez daha karanlık ve daha derin bir noktaya taşınıyor. Hikâyenin merkezinde Tesla’nın yaralı hâliyle Galen’in içsel çatışmalarını tetiklemesi, İlias’ın işlediği cinayet sonrası kaçak duruma düşüp intikam yemini etmesi, Pia’nın annesi Vera ve ağabeyi Alef’i kaybetmenin acısıyla sarsılması, Meryam’ın oğlunun ışığıyla hayata tutunmaya çalışması ve Coccyx’in Deep Web’in karanlık sokaklarında Galen’e karşı siber saldırılar planlaması var. Tüm bunların perde arkasında ise Noah, homo neon toplumunun atası olarak geleceği şekillendirmek isteyen bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Roman boyunca herkesin kendi savaşı var: Tesla’nın yaraları, Galen’in gururu, İlias’ın intikamı, Pia’nın kayıpları, Meryam’ın anneliği… Hepsi bir ağın iplikleri gibi birbirine bağlanıyor. Ve bu ağ, bazen koruyan bazen de tuzağa düşüren bir zihnin metaforu hâline geliyor. Okurken hem bilimsel bir arka planı hem de duygusal yoğunluğu bir arada buluyorsunuz. Arachnoid Mater, seriyi takip edenler için kesinlikle devam edilmesi gereken bir kitap.
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Olay örgüsü anlamayanlar için Spoiler İçerir
10/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
Spoiler içerir Kitabı çoğu kişi anlamaz ya da anlamadığını da anlamaz bunun sebebi yazarın okuyucuyu dolaylı olarak manipule etmesi. 2 olay var yazar sanki 2 olay aynı zaman diliminde olmuş gibi anlatıyor. 1.Olay Nesilden nesile geçen istismar ve sadizm üzerine kurulu bir kötülük var. 1940'larda çocuk manipule edilir kötü biri olur sonra buyur sonra 3 gun boyunca bir çocuğu kaçırır istismar eder o çocukta buyur 13 yaşında kızı kaçırır 15 yıl tutsak eder istismar eder, kız kaçar ve otobanda bulunur. Bulundugunda katotonik olur. Doktoru Bayan Green. 2.Olay ilk sonrasının hemen ardında başlar 13.yasinda kaçırılan kız 15 yıl sonra bulunur bulunduğu günler de Mila kaçırılır. Gizli bir yerde hafıza ve bilinç bozucu İlaç verilerek onun sanki 13 yaşında olan kızmış gibi düşünmesi sağlanır. Mila kendine geldiğinde hafızası doğru şeyleri hatırladığında tekrar ilaç verilir Tam 1 yıl boyunca buna maruz kalır. Sonunda hafızası tekrar yerine geldiğinde tekrar ilaç verilecekken tutsakliktan kaçar. Doktoru Bay Green. Yazar iki farklı zaman diliminde olan olayları aynı zamanda yaşanmış gibi yapıyor son 30 sayfada bu anlaşılıyor. Yazarın bu tuzağını anlamanın en net yolu, biz okur olarak Gekonun Lidoyu ziyareti esnasında Mila'nın günlerdir ortada görünmediğini fark etmek. Anlamayan olursa yorum atsın tartışalım. Suflör doğrudan dahil olmuyor gibi oluyorsa biri aydınlatırsa sevinirim. Açıkçası yazarın bu davranışını sığ buldum, fakat buna cesaret etmesi, kitabın başım yılında deep webin popüler olmasını eklemesi hele korku unsurunu kilisede ki hademenin videosunu bularak vermesi şahane olmuş, tam olarak korkunç bir tasfirdi. Yazar çok güçlü ya da kitaplar bir ekip tarafından yazılıyor gibi duruyor . Ya da yazar aşırı ozguvenli. Tipik polisiyeler gibi değil bu seri, psikoloji
Labirentteki AdamDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202539 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
The Call of the Wild – Short Commentary
Puan vermedi·250 syf.··
2026 6. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:07
The Call of the Wild by Jack London is a powerful story about survival, adaptation, and self-discovery. Through Buck's journey from a comfortable domestic life to the harsh wilderness, the novel shows how individuals can overcome challenges and reconnect with their true nature. The book highlights the struggle between civilization and instinct, suggesting that strength, resilience, and adaptability are essential for survival. Overall, it is an inspiring adventure that explores the deep connection between animals and the natural world.
The Call Of The WildJack London · MK Publications · 201743,3bin okunma
8/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
In Amis’s famous novel, London Fields, the witty language is used and highlighted in the book repatedly. With the use of wit and pan (word play) Amis creates one of the most intelligent written novel ‘London Fields’. These uses of high elevated language and word plays also gives us the hints of postmodern fiction. As the novel is considered one of the best novel representing postmodernism, one can appreciate it due to the style that the novel is written, by means of wit and language. To give examples from the book; -It was fixed. It was written. The murderer was not the murderer. But the murderee had always been a murderee. The quote from Samson Young foreshadows that the real murderer is not the one we think, it will change. However the murderee ‘Nicola’ will always be the victim, not be affected by the inconstant murderer. - I know what his poetry will be about. What poetry is always about. The cruelty of the poet’s mistress. In this quote we can also sense the metaphor that is made to Nicola. Here Samson , as a writer, claims that the poets are writing poetry due to the relationship between their mistresses. It is known that Young also writes a novel about Nicola, creating the same plot with the poets he criticizes. -I close my eyes, trying to see a way- how do writers dare do what they do ? – and there is just chaos. It seems to me that writing brings trouble with it, moral trouble, unexamined trouble. Even to the best. -When God got mad he was a jealous God. He had other planets, thanks, and in better parts of the universe. He promised plague, famine mile-high tides, sound-speed winds and terror, ubiquitous and incessant terror, with blood flowing bridle deep. He threatened to make her old and keep her that way forever… Cross that firebreak and then cross that
Londra'da Bir ParkMartin Amis · Yapı Kredi Yayınları · 201010 okunma
Perfect Story
10/10
·328 syf.··
2026 3. kitabı
​If I had realized I was about to read a book this breathtaking, I would have waited until I could dedicate my most precious moments to it. It’s incredible how a single volume can house the sorrow and agony of thousands of years alongside such deep characters, all within such a poetic narrative. I’ve reached the end, but its resonance will clearly stay with me for a long time.
Taş ve GölgeBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 2021959 okunma
Puan vermedi·306 syf.·
2026 11. kitabı
Yapay zekâ çağının tam kalbinde yaşarken, bu teknolojinin aslında "nasıl" çalıştığını kavramak çoğu zaman fütüristik spekülasyonların ve bilimkurgu senaryolarının gölgesinde kalıyor. Sean Gerrish’in kaleme aldığı Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?, tam da bu bilgi kirliliğinin ortasında okura gerçekçi bir sığınak sunuyor. Yazar, kitabın hemen başında felsefeci, ekonomist ya da tarihçi olmadığını, bir mühendis olduğunu vurgulayarak beklentileri çok net bir şekilde belirliyor. Bu mühendislik perspektifi, yapay zekâyı kendi kendine var olan mistik bir varlık olmaktan çıkarıp, onu kodların, deterministik talimatların ve matematiksel algoritmaların dünyasına geri çağırıyor. Yazarın amacı, otonom sistemlerin sihrini bozmak değil; aksine, o sihrin arkasındaki devasa emeği ve mantığı anlaşılır kılmak. Bu anlaşılırlık çabası, kitabın kurgusuna da oldukça başarılı bir şekilde yansımış. Yazar, konuyu kopuk olaylar silsilesi olarak değil, birbirinin üzerine inşa edilen sağlam bir tarihsel miras olarak ele alıyor. Hikâye, 18. yüzyılda Vaucanson’un icat ettiği mekanik otomatlarla başlayarak, insanın kendi suretinde ve doğayı taklit eden makineler yapma dürtüsünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Bu tarihsel temelden güç alan anlatı; Deep Blue’nun satranç tahtasında Kasparov’a karşı kazandığı zaferden, Watson’ın bilgi yarışmasındaki başarısına ve AlphaGo’nun akıl almaz karmaşıklığına kadar uzanan çok mantıklı bir evrim çizgisi izliyor. Okur, devrim niteliğindeki bir teknolojinin gökten zembille inmediğini, her bir problemin yıllara yayılan deneme yanılmalarla nasıl adım adım çözüldüğünü bu doğrusal kurgu sayesinde çok daha rahat içselleştirebiliyor. Tarihsel arka plandan günümüz sistemlerine geçildiğinde ise kitabın en güçlü yönü olan o "kara kutuyu" açma cesareti devreye giriyor.
Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?Sean Gerrish · Tübitak Yayınları · 202511 okunma