deepblue

deepblue
@deep_blue25
İyi bir insan olarak kalmak istiyorum. Lütfen zorluk çıkarmayın... Loneliness is a common problem of modern People we fall we stand up we move on...
yönetici
12 Ağustos
41 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Aziz Nesin demiş ki vakt-i zamanında...
Aşığım sana cümlesinin sonundaki 'a' harfi terk etti seni. O da üzülmüyor gittiğine, sen hâlâ aşığım san beni.
1000Kitap
Reklam
İnsan devamını okur:)
Uzun yazılan iletileri okunmadığı sadece popüler olma gayreti ile beğenilerin yapıldığı bir platform olmamalı. İnsanın zoruna gidiyor iletinin beğenilip devamını okuyanın 1 kişi oşması... Belki küfremiştim onu mu beğendin :)
Günün bencesi.... .
Fransız İhtilali (1789), "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" sloganıyla birlikte modern milliyetçiliği doğuran bir dönüm noktasıydı. Ulus-devlet fikrini, vatandaşlık temelli bir kimliği ve monarşilere karşı halk egemenliğini yayarak, çok uluslu imparatorlukları (Osmanlı dahil) sarsmıştı. Bu akım, başlangıçta emancipatory (kurtuluşçu) bir güçtü: Ezilen halkların bağımsızlık mücadelesini ateşledi, ulusal bilinç yarattı. Türkiye'ye gelince, bu milliyetçilik dalgası önce Osmanlı'yı parçaladı (Balkan isyanları, Arap ayaklanmaları). Sonra, imparatorluğun küllerinden doğan Cumhuriyet'te kurucu ideoloji oldu: Kemalist milliyetçilik, seküler, vatandaşlık temelli, modernleştirici bir versiyondu. Amaç, çok etnisiteli Osmanlı'dan homojen bir Türk ulusu yaratmaktı – ki bu, olumlu yanlarıyla (bağımsızlık, modernleşme) birlikte acı maliyetler getirdi (mübadeleler, asimilasyon politikaları). Günümüz Türkiye'sinde ise işler karışık. Milliyetçilik, neredeyse tüm siyasi kampların (sol, sağ, İslamcı, ulusalcı) ortak paydası haline geldi. Bir yandan "beka" söylemiyle dış tehditlere karşı birleştirici bir kalkan, diğer yandan iç kutuplaşmaları derinleştiren bir araç. Farklı versiyonları var: Kemalist/ulusalcı: Laik, Batıcı, devletçi. Türk-İslam sentezi: Muhafazakâr, dini unsurlarla harmanlanmış. Etnik/Turancı: Daha dışlayıcı olanlar. Hatta iktidarın pragmatik versiyonu: Konjonktüre göre esneyen, bazen kapsayıcı bazen sertleşen. Bu çeşitlilik, milliyetçiliğin "ideolojiler çöplüğü"ne dönüşmesini sağlıyor: Herkes kendi ihtiyacına göre bir parçasını alıp kullanıyor. Sonuç? Orijinal kurtuluşçu ruhu kayboluyor; yerine popülist retorik, kutuplaşma ve "öteki" yaratma geliyor. Milliyetçilik, artık çoğu zaman sorunları çözmek yerine onları örten bir perde. Ama tamamen "çöplük" mü? Hayır. Hâlâ ulusal
Duygu ve Düşünce
Günümüz dünyasında kadın-erkek ilişkileri çoğu zaman tüketim nesnesi gibi hızlıca başlayıp çabucak biten, karşılıklı saygı ve derinlikten yoksun bağlara dönüşmüşken; asıl aşk, koşulsuz fedakârlıkla, ruhları birbirine zincirleyen, "eksiklerine rağmen deli gibi sevmek"tir
Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşılır. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.
Reklam