Değer ve kimliğimizin sevme ve sevilmemize bağlandığı düşünülürse, çekiciliğimizin ve kadınlığımızın sorgulanması bizi harap edebilir. Bu durumda, diğerlerinin onayını kazanmak amacıyla özür dileyen bir havayla doğru yerimize dönmek tabii ki çekici gelecektir. İşlerini değilse bile, aramızdaki, popülerlik yarışmalarını kaybetmeye yazgılı “şirret”lerin tersine, toplum “iyi kızları” ödüllendirir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Değişim konusunda kararlı olmaya başladığımız anda diğerleri, suçluluk duygusu yaratma taktiklerini iki kat artırabiliyorlar. Bize “bencil”, “olgunlaşmamış”, “benmerkezci”, “asi”, “kadınsı olmayan”, “nevrotik”, “sorumsuz”, “vermeyi bilmeyen”, “soğuk” ya da “iğdiş edici” gibi adlar takabiliyorlar.
Toplumumuz kadınlara öyle bir suçluluk aşılıyor ki, başkalarına duygusal hizmet veren bir istasyon görevi yapamadığımız için kendimizi suçlar hale geliyoruz.
Önceden tanımlanmış kadın rolünü gerektiği şekilde yerine getiremediğimizi düşündüğümüz için suçluluk duyuyorsak, bu tanımı –ya da tanımı yapanları– sorgulayacak enerji ya da anlayışımız olmayacaktır.