Eğer ölümü yadsıyamıyorsak, o halde ona hâkim olmayı deneriz. Tehlikeli araba yarışlarına katılırız,
kutlamalarda meydana gelen ölüm olaylarını okur ve ürpeririz ama aynı zamanda seviniriz de: “Ölen bir başkası, ben değilim. Ben hayatta kaldım.”
Giderek daha az insan ilişkisi pahasına öğrenciye yeni bilgi aktarılması ilerlemenin yolu değildir. Birey yerine rakamlar ve kitlelere daha fazla önem veren bir toplum ne hale gelir; tıp okullarının sınıflarını büyütmek arzusunda olduğu, öğretmen-öğrenci
iletişiminin zayıf olduğu ve onun yerini kapalı devre televizyon seanslarının, kayıtların ve filmlerin aldığı, daha fazla sayıda öğrenciye daha az kişisel yaklaşım gösterilen bir toplum?
Yeni bilimsel ve teknolojik başarıların
öğretilmesi ile birlikte insanlar arası ilişkilere de eşit derecede önem verebilseydik, o zaman ilerleme kaydetmiş olurduk.