İnsanların bir çokları henüz samimi manada Ahiret gününe imanı içlerine sindirmiş ve kalplerine sokmuş değillerdir. Bu inanç, henüz onların gönüllerinde yerini almamıştır. Bunun da en iyi misali şudur ki, insanlar yazın sıcağı ve kışın da soğuğu için hazırlıklarını yapıyorlar, ama Cehennem'in o yakıcı sıcaklığını ve zemherisini yani şiddetini hiç mi hiç düşünmüyorlar. Onun taşıdığı şiddet, dehşet ve korkunç azaptan habersiz gibi hareket ediyorlar. Oysa ahiret gününden kendilerine sorulduğunda, bunu dilleriyle söylerler ama gönülleri bundan gaflet içerisindedir.
İnsan, geleceği için, dünyada iken yirmi yıl sonraki bir gelecek için çalışıp çırpınıp durdu; hatta, kendisinin ihtiyaç duyamayacağı kadar fazla mal varlığını edindi. Öyle ki, kendisiyle ölüm arasındaki mesafe belki de bir aylık bile kalmamışken, yirmi yıl sonrası için böylesi bir birikime gitti.
Sadece kendi heva ve hevesine uyan ve bunların emirlerini tüm emirlerin üstünde gören ve de kişisel görüşlerini tek kanun olarak kabul eden kişi, Allah yerine kendi nefsini ilah edinmiş olur.