İslâm ümmeti "çalışma"yı (amel) ibadet hissiyle yaptığı zaman zirvedeydi. Ama çalışma, ibadet kavramından uzaklaştırılınca düşüş başladı. İbadet belli kalıplarda sınırlanınca dışta kalan, bütün çeşitleriyle çalışma değildi yalnızca. Felaket "ahlak"ın da ibadet dairesinden çıkmasıyla devam etti.
Çalışmanın ibadet dışında dayanakları çıktı ortaya: Kazanç, mülk edinme, üstünlük ve egemenlik kurma vb. Artık insan ibadet ederse işten geri kalacağını çalışırken de ibadetten kalacağını düşünebilmektedir. İki birbiriyle ilgisi olmayan zamanı vardır: Çalışma ve ibadet zamanları. Bir de çalışma ve ibadetin dışında üçüncü bir zamanı da olabilir: Eğlence ve dinlenme zamanı. Bu üç zaman ayrı ayrı, her biri kendi içinde kapanık, insanın ancak diğer ikisinden çıkarak birine ulaşabileceği bir hal almıştır.
Resulullah'ın (s.a.) terbiye ettiği ilk nesil, son nesillerin yaptığı bu uygulamayı böyle anlamamıştı. Onlar hayatın tamamını ibadet anlıyorlardı: Onlara göre ibadet namazı, haccı ve bütün çalışmaları kapsıyordu. Onların ibadet anlayışı, dinlenme zamanlarını dahi içeriyordu. İnsanın hayatında, onun bu dünyadaki varlık amacı olan ibadetin dışında kalmış bir şey yoktur. Her an değişik bir ibadete geçiş vardır. Alanı, çeşit ve konusu değişse de hepsi ibadettir.