O yüzleşmekten yanaydı, ben unutmaktan; o meselenin üzerine üzerine gitmekten yanaydı, ben kaçmaktan ; o hep yola çıkmaktan yanaydı, ben saklanmaktan. Cesaretine hayranlık duymaya başlamıştım, çok kısa zamanda etkisi altına girmemek mümkün değildi.
Öğrendim ki olurmuş, insanın başına böyle şeyler de gelirmiş. O güne kadar böyle şeylerin hep başkalarının başına geleceğine dair tuhaf, aşırı bencilce bir inanç içindeydim, zihnimin köşesinde böyle çaresizliklerin bana ulaşmayacağı gibi sebepsiz bir kabul vardı.
Herkes ara sıra kaybolur, ben belki biraz daha fazla. Herkes bir zaman yolunu şaşırır, belki ben daha çok. Herkes bir gün nereye döneceğini unutur, benim hafızam belki biraz daha zayıf. İnsan kaybolur, şaşırır, unutur.
İnsanlar kendi değer yargıları nispetinde anlam veremedikleri tavırlarla karşılaştıklarında, önce yorulmadan, usanmadan o insanları dönüştürmeye, kendilerine benzetmeye çalışıyor, dönüştüremediklerinden de bir anda nefret etmeye başlıyorlardı.