Milletin hayat arkadaşına bakıyorum ona değer verdiğini ve yanında olduğunu göstermek için neler yapıyor. Sonra diyorum önüme çıkan herhangi bir kişilerle iyi ki evlenmemişim çünkü ben bu kadar seven,sayan, güvenli insanlara ve ilişkilere denk gelmedim. Benim önüme çıkanlar ancak bana köstek olsun, dedikodular yapsınlar . Ama harbi adamlar öyle mi ? Neyse ben zaten her şeyi tek başıma hallettim ve halletmeye devam edeceğim.
Reklam
Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde, duygusal yoksunluk, güvenli bağlanma eksikliği ve karşılanmamış sevgi ihtiyaçları yaşayan ergenler; sosyal medya ekosisteminde hiç tanımadıkları figürlere yönelik yoğun idealizasyon, yansıtma, aktarım, özdeşim kurma ve çeşitli savunma mekanizmaları geliştirerek kendi içsel travmalarının itme ve çekme kuvvetlerini yanlış yorumlayabilmektedir. Çocuk ve ergen psikolojisinin temel ilkesi, bireye önce lisan-ı hâl ile şefkati, merhameti, aidiyeti ve koşulsuz kabulü öğretmektir. Çünkü gelişim psikolojisinin gösterdiği üzere sevgi, soyut bir kavramdan önce deneyimlenen bir ilişkisel ihtiyaçtır. Ancak bundan sonra, "size sevgi getirdim" diyen tüm hikmet gelenekleri, kutsal metinler, ahlâk felsefeleri ve insanlığın dört bir yana yayılmış ilim mirası sağlıklı bir zeminde anlaşılabilir. Aksi takdirde, bağlanma açlığının yerini karizmatik figürlere yönelik bağımlı yönelimler, parasosyal ilişkiler ve duygusal sömürü biçimleri alabilir. Nitekim günümüzde dünyanın dört bir yanında, ergenlerin sevgi ve aidiyet ihtiyacını istismar eden, psikolojik karşılanma vaadini bir tür sembolik ticarete dönüştüren, entelektüel otorite görüntüsü altında faaliyet gösteren çok sayıda kişi ve yapı çoğalmaktadır. Bu nedenle çocuk gelişiminin ilk demirbaşı bilgi değil; güvenli bağlanma, duygusal düzenleme, öz-değer hissi, empati ve merhamet eğitimidir. Sevgi deneyimlenmeden öğretilen bilgi, çoğu zaman kök salamaz; fakat sevgiyle temellenmiş bilgi, bireyin hem ruhsal hem de bilişsel gelişiminde kalıcı bir anlam ufku açar.
"Sevmek, diğer insanın özgürlüğünü kabul etmektir; buna bizi seçmeme özgürlüğü de dahildir. Çünkü sevgi, sahip olmak değil, varlığına değer vermektir. Birini gerçekten sevdiğimizde, onu kendi isteklerimize göre şekillendirmeye çalışmayız. Yanımızda kalmasını isteriz, ama kalmasının anlamı olması için bunun kendi seçimi olması gerektiğini de biliriz. Zorla sürdürülen bir bağ sadakat değil, mecburiyettir; oysa sevgi, özgürce yapılan bir tercihte anlam bulur. Bu yüzden bazen sevmek, tutunmaktan çok bırakabilmeyi gerektirir."
"Her şeye sahip olan değil, sahip olduklarının kıymetini bilen mutludur."
benim gibi aptal olup ailenize fazla değer vermeyin sonra her şeyin yalan olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz
Reklam
Reklam